Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 16°C
Çok Bulutlu

YUMRUK SELAMLAŞMASI İLE BİLİNÇALTIMIZDA NE TETİKLENİYOR?

Yumruk selamı gerçekten masum bir selamlaşma mı yoksa bilinçaltımıza gönderilen bir mesajın habercisi mi?

Ali Asım Ağaoğlu

Corona virüs ile birlikte hayatımıza yumruklaşma selamı diye bir illet dahil oldu. Bendeniz de aylarca insanların bana uzattığı yumruğa yumruklarımı sıkarak cevap verme gafletinde bulundum. Tıpkı akıntının bir şeyi içine katarak sürüklediği gibi sürüklendim. Fakat, insan bir şey değil; eşrefi mahlukat! Ve insan bunun farkına vardığında ona Yaratanın verdiği aklı, iradeyi, seçme hürriyetini kullanmaya başlıyor. İşte ancak o zaman akıntının içerisinde kendine bir yön tayin edip, akıntının kurbanı olmuyor. İnsan, neyi niçin yaptığını bilmekle sorumludur. Çünkü dağların yüklenmediği sorumluluğu yüklenmiştir. Öyleyse bir futbol sahasında futbolcularda gördüğü selam şeklini bilinçsizce alıp kullanarak maskeli bir balonun kurbanı olamaz. Olmamalıdır. Koca bir ülke salgına karşı korunmak için maske takabilir ama “TEMAS YOK” denildiği halde niçin yumruk yumruğa tokuşarak selamlaşır?

(AVATAR FİLMİNİN GİRİŞİNDE İNSANLAR MASKELİ DOLAŞIYOR. YİNE AYNI FİLMDE KAHRAMANLAR YUMRUK SELAMI YAPIYOR. BU FİLMDEKİ İKİ DETAY ŞU AN HAYATIMIZDA EN ÇOK GÖRDÜĞÜMÜZ SAHNELERİ OLUŞTURUYOR.)

Hacı Bektaş-ı Veli’nin bize tavsiye ettiği ve Sayın Cumhurbaşkanımızın sık sık bize hatırlattığı bir olma, iri olma, diri olma haline sıkıca tutunmamız gereken günlerdeyiz. Maalesef özellikle gençlerimizin birbiri ile her karşılaştığında birbirine yumruk sıkması, yumruk yumruğa tokuşması birliğimize atılmış bir yumruk gibi görülmelidir. Bilinmelidir ki taraftar kimliği ile yaşayan insan sayımızın fazlalığı ortada. Ayrıca kolay kavga eden insan sayımızın çok oluşu aşikar. Bu nedenle bu masum gibi görünen yumruk selamlaşması ülkemizde istenmeyen durumların artmasında, devletimize zeval verecek toplumsal olayların vuku bulmasında başat rol oynayabilir.

Bir yumruk selamlaşması ile nasıl bunlar nasıl olur diye garipseyecek olanlara gezi parkı başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde ki sokak olaylarında, devlete baş kaldırmalarda havada sıkılı yumrukları hatırlatmak isterim. Ve derim ki maskelenen bir durum içerisinde adamın bilinçaltına önce yumruğunu sıkma güdüsünü verirler ardından masumca birbirine hafifçe vurmasını telkin ederler. Bunu bir alışkanlık haline getirirler. Yumruk hep göz önünde, gündemde kalır. Hep ifadede kalır. Ve ifadenin kodu sinsice bedende yer eder. Kişi istemese de öfkelidir artık. Çünkü yumruk sembol olarak öfkeyi temsil eder. Ve siz bilmeseniz de bilinçaltınız bunu bilir. O öfkeleneceği durumlara odaklanmıştır artık. Kişiye bu öfkeli oluşu dayatan akıl uygun gördüğü bir zamanda ortaya bir fitne ateşi yakar ki şu sıralar malzeme bol. Öfkeli kişi için öfkesini kusma zamanı gelmiştir artık. Ateşe hiç düşünmeden atlar. Kendini de yakar, çevresini de, ülkesini de. Düşünemez, çünkü öfke duygusu aklı ve kalbi sindirir. Düşündürtmez. Yakar, yıkar.

Hatırlayın, 12 Eylül öncesi ayrıştırılan iki kesimin eline silah verilmişti. Bu oyunu biliyoruz ama sahnede ki oyun başka. Bu yeni bir oyun. Bu oyunda yumruklar konuşuyor. Daha masum görünüyor ama daha güçlü. Dalga dalga büyüyecek bir öfke duygusuna sahip. Dolayısıyla daha acımasız. Çünkü insanlara yumruk sıktırılıyor. Peki, bu yumrukları kim, kime, kimlere karşı sıktırıyor? Ne zaman ve nasıl kullandıracak? Dünya devletleri bu durumu fark ederek bu soruların cevaplarını aramalı.

Bilinmelidir ki yumruğunu bilinçsizce sıkıp yumrukla selamlaşan alt aklın aynı bilinçsizlikle o yumruğu devletlerine kaldırmayacağını mı zannediyorsunuz? Daha önce kaldırtmadılar mı? Yeniden yapmazlar mı sanıyorsunuz?

Maske ile ağzı kapatılan insanın yumruklarını sıkarak selamlaşması size çok mu romantik geliyor? Adeta ev hapsine zorlanan, elinden hayatın tadı, lezzeti alınan insanın hafif hafif yumruklarını sıkmaya başlaması sizde masalsı bir etki mi bırakıyor? Ekonomisi bozulan, geliri azalan, her gün ölüm korkusu pompalanan insanların birbirleri ile kurdukları selam ilişkisini yumruk ile ifade etmesi size tesadüf mü geliyor? Ki evrende tesadüf yoktur. Tesadüfe inanan derinlerinde Allah’a inanmıyordur yada Allah inancında ciddi sorunlar vardır. Kara cahildir. Tesadüfe inanlar O’nun yarattığı muhteşem sistematiği inkar ediyordur. O’nu reddediyordur.  Ayrıca tesadüf bilime de aykırıdır.

Sokakta insanların en çok gördüğü sembol yumruk selamlaşması üzerinden “YUMRUK”. Ve gündüzün neyse gecende de onu görür, onu yansıtırsın ruhuna. Yani rüyalarına. Belki hatırlamazsın ama gündüz ektiklerini görürsün rüyalarında. Aslında hayat da bir rüya değil mi? Peygamber Efendimiz (S.A.V)inde dediği gibi. Öyleyse, gece rüyası diye bir ayrıma gitmeye gerek yok. Gündüz gördüklerini, yaşadıklarını aynen rüyanı yorumlamaya çalıştığın gibi yorumlarsan kendini bilmeye başlar, yüce Allah’ın sana verdiği mesajları alır, okur, idrak eder ve huzura erenlerden olursun.

Şimdi gelelim “YUMRUK” sembolüne. Geceleyin yumruk sembollü bir rüya gördüğünde ve bunun ne anlama geldiğini merak edip araştırmaya başladığında rüyanın olumsuz bir manaya dalalet ettiği sonucuna ulaşacaksın. Bizzat yorumlara baktım. Elimde bulundurduğum ve gördüğüm rüyalarda güvenle baktığım kaynağım Meltem (Güner)Reyhan’ın “Rüya” kitabında yumruk görmek şöyle açıklanıyor: “Yumruğunu sıkmak, kabul edemediğin hatta öfkelendiğin bir konuda kendini kontrol etmeye çalıştığını gösterir. Susmak zorunda olduğun konulara dikkat etmelisin. Öfkeli bir duygu halinde şiddet uygulamaya çok yaklaşmış da olabilirsin. Birine yumruk atmak, zarar verme ve hesaplaşma isteğini sembolize eder. Yumruk yiyen isen, beklemediğin tepkilerle karşılaşma olasılığını anlatır.”

Rüya kitabı işte böyle çarpıcı bir yorumla açıkladı “YUMRUK” sembolünü. Yumruğu sıkarak, insanların yumruklaşarak selamlaşmasını biz istediğimiz kadar masum olarak görmeye çalışalım, kabullenmeyelim bilinçaltımızda “YUMRUK” sembol olarak beynimizde öfke kodunu açığa çıkartıyor. Bunu nasıl yapıyor konusu ise başka bir yazı konusu olsun. Semboller ve üzerimizdeki etkileri.

Yüzbinlerce insanın yumruklarını sıkmış olarak sokaklarda birbirine girdiği, kendi devletlerine öfke kustuğu bir sahne düşünün. Bu öfkeye hangi lider hangi yönetim karşı koyabilir? Dolayısıyla, Sayın Valilerimizden ve Kaymakamlarımızdan ricam o dur ki bu masum gibi görünen yumruklaşma selamının önüne geçmek için özel bir çaba sarf etmeleridir. Bu konunun devletimiz açısından ne kadar önemli olduğunu bilinçaltı, zihin kontrolü, semboller konularına girerek çok daha uzun yazabilirdim ama Sayın Vali ve Kaymakamlarımızın keskin zekaları için bu kadarının yeterli olduğu kanaatindeyim. Bu nedenle kıymetli Mülki İdare Amirlerimizin ülkemize sevgi, barış, esenlik yayacak olan Rahmanın selamıının yayılması için gerekli çalışmaları yapacağından eminim.

Ayrıca, İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu’ya da ülke genelinde yumruk selamının önünün kesilmesi hususunda gerekli çalışmaları yapmasını salık veriyorum. Zira onun bu güne kadar ülkemizin bekası için gösterdiği hassasiyete şahit olduğumdan bu emeklerin zayii olmaması adına bu konu en başta onun alanı için elzemdir.

Bir çiçekle bahar gelmez derler ama Rahmanın bir selamı ile gönüller sürur bulur. Ülkemizin selameti için yeniden bir hissetmek, iri, diri hissetmek için birbirimizle toklaşmaya, sarılmaya başlayana kadar yumruk sıkıp öfke enerjisi yaymayı kesmemiz elzemdir. Bunun yerine vatandaş birbiri ile karşılaştığında elini kalp bölgesine götürüp birkaç kere o bölgeye vurarak selamlaşsın. İnsanımızı buna özendirelim. Elimizin kalp bölgesinde olması, oraya birkaç kere vurmamız neticesinde maske, mesafe ve yasaklardan ötürü iyice kapanmış, üzeri toz bağlamış olan timüs bezimiz uyarılmış olacak. Her gün düzenli vuruşlar ile aktif hale gelen timüs bezimiz bedenimize sevgi enerjisi yayacak. Bedenimize yansıyan bu sevgi enerjisi önce selamlaştığımız insana geçecek ardından çevremize ve ülkemize yayılacak. Böylelikle başka ülkeler öfke girdabı içerisinde çatışıp dağılırken biz sevgi iklimi ile yeşerenlerden, büyüyüp güçlenen ülkelerden olacağız.

Elimizde kalbimizde olarak, sevgimiz gözlerimizden yansısın; bir kalalım, iri kalalım, diri kalalım.

Not: Yakını vefat etmiş kadınlar elleriyle kalp bölgelerine vura vura ağlarlar. Çünkü üzüntü neticesinde timüs bezi kapanır. İşte o bilmeden yapılan vuruşlarla(ki o bilgi bizde mevcuttur. Aslında biliriz) timüs bezi aktif olur ve o kişi olsun sükun bulur. Bedene timüs bezi aracılığıyla yayılan enerji ile o üzüntü ikliminde kişi ayakta kalır.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.