Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C

Madrid Zirvesi ve Ardında Bıraktıkları

Madrid Zirvesi ve Ardında Bıraktıkları
30.06.2022
A+
A-

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrası benzer endişeleri yaşayan Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya üyelik isteği ve süreci çok tartışma yarattı. Belki de Türkiye dışında bu süreç diğer NATO ülkeleri tarafından hemen hemen hiç sorgulanmadı. İsveç ile Finlandiya’nın terör örgütü PKK’ya her dönem desteğinin tarihsel gerçeği, bu ülkelerin NATO üyeliği konusundaki Türkiye’nin kararlı tavrı, İspanya’da NATO Zirvesi’nde de masaya vurulan yumruk olarak tezahür etti.

NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin 32’ncisini, İspanya’nın ev sahipliğinde başkent Madrid’de tamamlandı.

Zirveye ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvenin, müttefiklerin mevcut meydan okumalar karşısında birlik ve dayanışma anlayışının teyit edilmesine vesile olduğunu söyledi. Erdoğan, zirvenin başarısı için gösterdiği gayret nedeniyle NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve ekibine de teşekkür ederek, şöyle devam etti:

“Ukrayna’daki savaşın başlamasının ardından biri video telekonferans, biri de Brüksel’de düzenlenen toplantı olmak üzere liderler düzeyinde bu yıl üçüncü kez bir araya geldik. Madrid Zirvesi, gelinen noktayı tahlil etmemiz ve geleceğe yönelik bir vizyon oluşturmamız için önemli bir fırsat oluşturdu. İttifakımızın Ukrayna’ya desteği tamdır. Fakat bu desteğimizi bir barış vizyonuyla birlikte ortaya koymalı, insani dramın, yıkımın ve gözyaşının bir an önce durdurulması için çaba göstermeliyiz.”

“TERÖRLE MÜCADELEDE DAHA KARARLI VE SAMİMİ ADIMLAR ATILMALI”

Türkiye’nin, terör örgütlerine karşı yürüttüğü uzun ve kararlı mücadeleyi anlatan bir videoyu liderlerle izletme fırsatı bulduğunu bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Böylece PKK, PYD, FETÖ ve DEAŞ’ın kanlı yüzünü bir kez daha tüm muhataplarımıza anlatmış olduk. Gelinen noktada hepimiz şu gerçeği görüyoruz, şayet NATO’nun güvenilirliğini ve inandırıcılığını korumak istiyorsak müttefikler olarak terörün tüm tezahürleriyle mücadelede daha net, tutarlı ve samimi adımlar atmamız şarttır. 

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyelik başvuruları bağlamında yaşananlar, Türkiye’nin bu konudaki kırmızı çizgilerini ortaya koymuştur. İlk günden itibaren hassasiyetlerimizi ifade ederek, yapıcı ama kararlı bir tutum sergiledik. Salı günü Sayın Genel Sekreter’in kolaylaştırıcılığında İsveç ve Finlandiya liderleriyle Dörtlü Zirvemizi gerçekleştirdik. İmzalanan Mutabakat Muhtırası’nı, Türkiye’nin hassasiyetlerinin anlaşıldığının bir işareti olarak görüyoruz. Elbette bu bir başlangıçtır, asıl olan verilen sözlerin hayata geçirilmesidir. Bundan sonraki süreçte muhtırada kayıtlı hususların uygulamasını titizlikle takip edecek, adımlarımızı da buna göre atacağız.

Üçlü muhtırayla Türkiye’nin terör örgütü PKK ve uzantılarıyla mücadelede tam iş birliği, terörizmin tüm biçim ve tezahürleriyle mücadelede dayanışma, PYD/YPG ve FETÖ’ye destek sağlamama taahhüdü, savunma sanayii alanında ambargo ve kısıtlamalara gidilmemesi ile iş birliğinin artırılması, İsveç ve Finlandiya’nın terörizmle mücadele ve savunma sanayii konularındaki ulusal mevzuatlarını ve uygulamalarını tadil etme sözü, terör suçlularının iadesi konusunda somut adımlar atılması ve ikili düzeyde hukuki düzenlemeler yapılması, PKK ve uzantılarının para toplama ile eleman devşirme faaliyetlerinin yasaklanması ve bunların soruşturulması, Türkiye’ye yönelik terör propagandasının engellenmesi hususlarında net, somut ve sağlam garantiler almıştır. Bu adımların uygulanmasını denetlemek üzere adalet, istihbarat ve güvenlik kurumlarının katılımıyla Daimi Ortak Mekanizma kurulması kararlaştırılmıştır.”

Kore Savaşı dolayısıyla başlayan sürecin ardından 1952 yılında NATO’ya üye olunduktan sonra Türk askeri, NATO’nun her harekatında askeri anlamda bu birliğin öncüsü oldu.

NATO’yu zaman zaman dünyayı küresel sömürgeciliğinin bir silahı olarak kullanan ABD ile diğer Avrupa ülkeleri, geçmişteki sınır ötesi operasyonlarda Türkiye’yi daima bireysel askeri güç olarak kullanmaya çalıştı.

Üstelik NATO ve müttefiklerinin güvenliği için çalışan Türkiye’inin yıllardır mücadele verdiği terör örgütlerine ABD ve Avrupa’daki bazı ülkeler her türlü desteği vermeyi sürdürdü.

NATO’dan müttefik oldukları Türkiye’ye karşı Orta Doğu’da, Doğu Akdeniz’de, Libya’da, özellikle de Suriye’de terör örgütlerini teçhizatlandıran, onları donatan NATO ittifakının en önde gelen devletleri oldu. Yıllarca bu konuda tek kelime edemeyen, NATO müttefiklerinin yaptıklarını sorgulayamayan dönemleri geride bıraktık.

Madrid Zirvesi de geçmişte Türk yöneticiler tarafından yapılan hataların bugün artık tekrarlanmayacağının, Türkiye’nin terörle mücadelesinde ne kadar haklı olduğunun bir kez daha göstergesi olarak dünya kamuoyuna gösterilmesi açısından tarih sayfalarında yerini aldı.

Her ülke medyası, kendi ülkesi çıkarları açısından NATO devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı Madrid Zirvesi’ni değerlendiriyor. Zirveye ilişkin uluslararası medyaya bakıldığında, Türkiye ve Türkiye’nin kazanımlarına ilişkin değerlendirmeler, kendi ülkeleriyle ilgili haberlerden daha önde yer tutuyor.

Alınan kararlar, NATO ve pakta üye devlet başkanları tarafından yapılan açıklamalar ile değişik ülkelerin basınına göre Madrid Zirvesi, Türkiye açısından bakıldığında zaferdir.

Türkiye’nin, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üyelik başvuruları karşısında anlaşma yolunu tercih ederek veto etmeyişi şaşırtıcı olmamalı. Tarafsızlıklarını ve uluslararası tercihlerini bugüne kadar gizleyen İsveç ile Finlandiya’nın NATO’ya üyeliği konusunda Türkiye’nin, atılan geri adımlar sonrası bu ısrarını sürdürmesi iki ğlkenin kararlarına bağlıydı.

Türkiye’nin, NATO’ya üyelik ısrarındaki İsveç ve Finlandiya ile Madrid Zirvesi sırasında vardığı mutabakat, bu açıdan bir zafer olarak nitelendirilmeli.

Yunanistan’ın dahi ulusal çıkarlarını öne sürerek Kuzey Makedonya’nın NATO üyeliğini uzun yıllar engellemeye çalıştığı, SSCB’den ayrılan Ukrayna ve Gürcistan’ın yine NATO üyelikleri Almanya ve Fransa gibi iki güç tarafından ret edildiği bir ortamda Türkiye, terör örgütü PKK’ya destek verdiği gerekçesiyle İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine hayli hayli karşı çıkabilir. Bunun sonucu olarak NATO üyeliğinde ısrarcı İsveç ve Finlandiya, Türkiye’nin dizayn ettiği şekilde ancak pakta üye olabilir.

MADRİD VE RUSYA’NIN UKRAYNA’YI İŞGALİ

Türkiye’nin, Rusya’nın Ukrayna’nın işgaliyle birlikte sürdürdüğü uzlaşmacı politika, sadece içeride değil dünya medyasında da takdirle karşılanıyor.

Bu açıdan Türkiye’nin İsveç ve Finlandiya konusunda terör örgütü PKK’ya olan desteklerini dize getirecek anlayışı, NATO’ya üyelik sürecini şartlar doğrultusunda ve NATO’nun genişlemesini veto etmeyişi oldukça geniş mesajlar veriyor. Türkiye’nin Madrid’teki tavrı, Macron’un geçmişte “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti” tezini de çürütmüş oldu.

Madrid Zirvesi, kesinlikle Türkiye açısından büyük kazanım. İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üye olarak kabul edilmesi değil, küresel güçlerin diz çöktürülmesi…En büyük kazanım bu…

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.