Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 7°C
Parçalı Bulutlu

Sorun Bizde mi Yoksa Sizde mi?

11.12.2020
A+
A-

Ahmet Fatih Akkaş

Hazıra alışkın,

İletişim kurmakta zorlanan,

Sosyal Medya bağımlısı,

Eğitimde başarısız,

Kültürüne sahip çıkmayan,

Günü birlik yaşayan,

Ailevi bağları zayıf,

Saygı nedir bilmeyen,

Neslimiz var değil mi?

Ama nesil derken Z kuşağı veya Y kuşağı olarak bahsetmiyorum. 9 yaşından 30 yaşına kadar olan kesimden bahsediyorum. Yukarıda okuduğunuz cümleler bu yaş aralığının sıkça işittiklerinden seçmeler yaparak sizlere sundum. Bir ara bu mesele üzerine düşünürken babamla konuştuğumda kafamda ki bazı soruları tamamlayabilmiş oldum. 

Sizce bunları söyleyenler haklı mı? Nesil bu kadar sıkıntılı ve sorunlu mu? 

Ben size bu soruların cevabını veremem. Lakin bu sözlerde gençliğe haksızlık yapıldığını, bütün suçun yanlış yere yüklendiğinden bahsetmek istiyorum.

2400 yıl önce yaşamış filozof Sokrates, döneminin gençliği için şunları söylemiş: “Günümüzün çocukları lüksü seviyor. Kötü davranışları var, otoriteye baş kaldırıyorlar, yaşlılara saygıları yok, çalışmak yerine lak lak etmeyi seviyorlar, çocuklar artık evin hizmetçisi değil, tiranı, anne babaları odaya girince ayağa kalkmıyorlar, onlara itiraz ediyorlar, destek olmak yerine lak lak yapıyorlar, şapır şupur yiyorlar, bacak bacak üstüne atıyorlar, öğretmenlerine zulmediyorlar.” diye söylemiş. 

Gençliğin tamamı bugün neredeyse öğretici unsur, örnek aldığı kişi, yardımcı kaynak, iyi bir eğitim öğretim olmadan kendini yetiştirebilmesi mümkün görünmüyor.

Gençliğe iyi bir eğitim ve öğretim sunmazsanız ufkunu açmazsanız Milli Eğitim Bakanlığını sadece Öğretmen Atama Bakanlığı’na çevirirseniz ne bugünün ne de yarının gençliğinden ne bekliyorsunuz?

Eğitim Öğretim materyallerinin kalitesinin artması iyi bir eğitim olduğu veya verildiği anlamına gelmez.

Dünya üzerinde isim yapmış kişilerin çocukları eğitim gördükleri okullarda hangi teknolojik unsuru kullanarak eğitim görüyorlar. Hangilerinin sınıflarında “akıllı tahta” var? Bizim sorunumuz neslimizi “kalifiye ve akıllı” olarak yetiştirmeden, nesneleri akıllı yapmaya çalışmamız.

TAHTALARIMIZ AKILLI OLMUŞ GENÇLİĞİMİZ İSE HEBA

Nesnelerin akıllandırıldığı bu dönemde neden biz gençlere iyi bir eğitim öğretim sunamıyorsunuz?

Siyasi iktidarın eğitime dair vermiş olduğu kararlar elbette kaliteyi belirleyici bir unsurdur. Gelişmiş ülkelerde hükümete göre değil devlet politikalarına göre eğitim öğretim belirlenirken bizim gibi ülkelerde gelen her bakan kendine göre eğitim öğretim politikalarını belirlemekte. Böylece 1 adım ileri giderken 4 adım geri gidiliyor. Ve nedense bu büyük bir başarı gibi görülüyor ilgili bakanlık tarafından.

“Günümüz siyasi iktidarı iyi bir eğitim öğretim süreci yürütemiyorsa aile de çocuğa bir şey öğretemiyor mu?”

Sorusunun cevabı yine ortada bizi yetiştirenlerin eğitim öğretim gördüğü zamanda siyasi iktidar süreci iyi sürdüremediği için bizden önce ki nesilde doğruyu yanlışı seçmekte zorlanıyor ve karar alırken ayrıştırıcı unsurları bilemiyor. Sonradan zaman içerisinde hayattan yediği tokatlarla öğreniyor ve geçim derdinden kalan zaman da bildiği kadarını evladına aktarmaya çalışıyor.

Gençliğin suçu yok, ebeveynlerin sorunu, ebeveynlerin sorunu değil onların atalarının sorunu diyerek bir paradoksa girebiliriz. Bu böyle sürer gider bir yerde suç aramaya çalışırsak bulacağımız tek şey suçsuzun kimin olduğu olur. O da herhangi bir dönemde bulunan gençlik suçsuzdur. Çünkü zihni açık müthiş bir hazineyi heba eden ebeveynler değil sistemin başında olanların problemidir. 

Günümüz gençliği ise diğer dönemlere göre daha farklı bir ortamdadır;

Bağımlılık yapıcı unsurlar daha fazla, (Sosyal medya, bilgisayar, televizyon ve internet bu döneme ait bağımlılıklar.)

Ahlaki değerlere saldırının en çok olduğu,

Kendisi gibi düşünmeyenlere fikirlerin zorla dayatıldığı,

Yanlış ile doğruyu ayırt etmenin en zor olduğu,

Kişiler ve kurumlar arasında ki güvensizlik ortamının arttığı

Şeklinde eklemelerin yapılacağı bir dönemde olduğumuz için suçlu olan yine mi gençlik!

Politikalarınızı buna göre ayarlayamıyor, gençliği çıkan yeni bağımlılıklara karşı koruyamıyor veya doğru yönlendiremiyor ve eğitim veremiyorsanız, ahlaki değerin kaynağı olan dini inancı bile kültür dersiyle beraber öğretiyorsanız;

Ülke birliğini bozacak olan “yanlış” fikirlere karşı önlem alamıyorsanız,

Asparagas haberlerin yayılmasına sert cezalandırmalar koyamıyorsanız, Paraya, rüşvete razı olanlara karşılığını veremiyorsanız, insanlara güven hisse veremiyorsanız,

Suçlu gençlik değil!

Yetki sahibi olup etkisini adaletli kullanmayanlar,

Haksızlığa seyirci olanlar,

Komşusunun derdiyle dertlenmeyenler,

Ülkesinde ki çocuğun yırtık ayakkabısını görmeyenler,

Evinde sıcak yemeğini yerken televizyonda 45 saniyede biten şehit haberini 46. saniyede unutanlar,

Helal kazancından fakirin sadaka ve zekatını vermeyenler,

Yetimin başını dahi okşamayan,

Devletin parasıyla yaptığı sosyal yardımı kendi maharetiymiş gibi reklam yapanlar,

Okumadan ve yaşamadan fikir sahibi olduğunu sanan kişiler sorumludur.

Ayakkabısının topuğuna çamur bulaşmayan adamın vatanı hakkında ne kadar bilgisi olabilir?

Kısaca gençliği eleştirinceye kadar, siz büyükler önce istikametinizi sonra terazinizi düzeltin biz sizi takip eder gerekli işaret ve okkaları koyarız.

ETİKETLER:
YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.