Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Sağanak Yağışlı

Küresel Oyun Kurucular, Dünyayı Nereye Sürüklüyor?

Küresel Oyun Kurucular, Dünyayı Nereye Sürüklüyor?
05.09.2021
A+
A-

Dünya, küresel tek bir hükümet tarafından yönetilmek üzere, suni ya da doğal afetler yaşıyor. Kovid-19, iklim krizi ve bu krizin arkasından geleceği öngörülen kıtlık, orman yangınları ve doğal afetler, insanlığı korku ve paniğe sürükledi. Sözde insanlığı kurtaracak çözümler geliştiren dünyanın geleceğine ilişkin oyun kuran üst akıl, dünyayı kendi çözümlerine mecbur bırakıyor. Oyun kuran, proje üreten bu üst akıl kim? Yürütülen projeleri nelerdir? Bu projelerinin sonuçları ne olacak?

İşte bu soruların cevabını Siyaset Bilimci ve Stratejist Abdullah Çiftçi, YouTube kanalından yayımladığı bir video ile verdi.

“21. Yüzyıl Başladı ve Neler Olacak?” başlığıyla yayımladığı videoda konuşan Çiftçi, henüz oyunun başında olduğumuzu da bildirdi. 

YÜZYILA DAMGA VURACAK İKİ TEKNOLOJİ

“Bu yüzyıla damga vuracak iki tane teknoloji var, bu iki teknoloji bilinmeden, askeri ekonomik, sosyal, siyasal yorumlar eksik kalır, gerçeği ıskalar” değerlendirmesinde bulunan Çiftçi, şunları kaydetti:

“Vatandaşlar olarak hepimizin Türkiye’nin farklı şehirlerinde, evlerde, çay bahçelerinde, kahvehanelerde düşünün bakalım sohbeti ne ile alakalıdır? 

Futbol konuşulur, güncel meseleler değerlendirilir. Bu konuşulanların hepsi yereldir. Bizi yönetenlere baktığımızda siyasi partiler var, ya iktidarı isteyenler ya da iktidarı korumak isteyenler var. Mesele Türkiye’dir ya da Türkiye’yi ilgilendiren meselelerdir.”

Oysa ki dünya üzerinde gelişen olaylara bakıldığında dünya için proje üretenlerin bulunduğuna dikkati çeken Abdullah Çiftçi, “Ürettiği projeler ile bizi ilgilendiren, sözde gelişmemizi sağlayacak.Özde ise ne olduğunu anlatacağım. Genelde bizim gibi toplumlar, tarihten gelen eğitim düzeyimiz yaşam alışkanlıklarımız gereği dolayısıyla çok dünya ile ilgilenmez. Çok kapalıyız, son yıllara gelene kadar, daha doğrusu şu son 3-5 seneye kadar, Türkiye’de uluslararası alanda tartışma kuramı bile yoktu. Her şey içerdeydi. Bu tüm dünya da böyleydi. Bu nedenle birileri çıkıp rahatlıkla proje geliştirebiliyor” değerlendirmesinde bulundu.

KİM OLDUKLARI AÇIK VE NET

Bu birileri için, “illuminati, gizli örgüt, tapınak şövalyeleri” gibi yakıştırmalar yapılabildiğine işaret eden Çiftçi, “Bu örgütlerin tarihte gerçekliği olmuş ama ben size bir gizli örgütten bahsetmem. Çünkü bugün yeryüzünde oyun kuran akıl kim, açık ve net kim oldukları da belli, kurumsal yapıları da belli. Yürütülen projeleri de belli, sonuçlarının nereye gideceği de belli” ifadelerini kullandı.

Bu yüzyıla, önümüze bakıldığında iklim problemleri, iklim krizi, sıcak hava dalgası, iklime bağlı vb. problemler yaşandığını vurgulayan Çiftçi, sözlerini şöyle sürdürdü:

HEM SOSYOLOJİK HEM SİYASAL PROBLEMLER

“Yangın, sel, fırtınalar, iklime bağlı görüşler, iklime bağlı gıda krizi, iklime bağlı bir dizi problem. Hem sosyolojik hem siyasal problemler, alınması gereken güvenlik, askeri önlemler. İkincisi bir uzaylı problemi var.

İzmir’de bir vatandaş, ‘koluma uzaylı düştü’ demiş. Uzay gemisi kazası yazılmış kayıtlara, doğru mu değil mi bilmiyorum ama bir uzaylı problemi var. 

Öyle bir algı oluşturuyorlar ki; Örneğin, ‘bir uzaylı geldi mi gelecek mi akıllı yaşam formları var mı?’ Bekliyoruz. 

Bunun getirdiği bir güvenlik problemi var. Ayrıca güneş hareketleri kavramlı yine iklimi etkileyen uzayda problemler var. Salgın var uğraştığımız, bizi mahkum etti bazı bazı şeylere, bunlar dünyanın problemleri. Türkiye’nin de problemleri var ki bunlar iç sorunlar, zaten onları yaşıyoruz.”

BLOCKCHAİN TEKNOLOJİSİ

Bu yüzyılda iki tane kavram bulunduğunu, bu iki kavramı bilmeden analiz yapılamayacağını, bunları bilmeden ekonomik olarak önümüzü göremeyeceğimizi, sosyolojik olarak kendimizi konumlandıramayacağümızı belirten Çiftçi, bunlardan birinin Blockchain, diğerinin CRISPR olduğunu söyledi.

Blockchain Nedir? İşlemleri kaydetmek, varlıkları takip etmek ve güven oluşturmak için paylaşılan, değişmez bir veri kayıt sistemi.

CRISPR Nedir? Bir genom düzenleme aracı. Genetikçilerin ve tıp araştırmacılarının DNA üzerinde ekleme, çıkarma yapmalarına ya da DNA dizilimini değiştirmelerine olanak tanıyan teknoloji.

DÜNYANIN KIRILMA NOKTASINA GELDİK

Bunların sadece teknolojik gelişmeler değil, bu iki teknolojiden hareketle hayatın yeniden yapılandığı, kurgulandığı, tasarlandığı bir döneme girildiğini ifade eden Çiftçi, “Dünyanın kırılma noktasına geldik. Dünya tarihi hiçbir zaman bu kadar kırılma noktasında değildi. Bu normal bir teknolojik gelişme değil. Dünya insanının özgürlüğüne, vücut bütünlüğüne yönelik müdahillik söz konusu” dedi.

Eskiden kralın, firavunun köleleri olduğuna işaret eden Abdullah Çiftçi, bu iki teknolojinin de tüm insanlığı ilgilendiren bilinçsel, duygusal, vücudunu etkileyebilecek, yaşam alanını sınırlayabileceğini belirterek, “Bu teknolojiden hareketle, bir dizi olaylar bizi bekliyor” değerlendirmesi yaptı.

CANLI GENİNE MÜDAHALE YOLDA

“CRISPR teknolojisi ile hayatın yeniden tasarlanmasından bahsediliyor. Yani, insanın genlerine müdahale edilerek yeni formlar, insan hayvan karışım formlar” üretilebileceğine dikkati çeken Çiftçi, şunları söyledi:

“Peki, bu tartışmaları yapanlar kimler? Dünya gündemlerine alan, bu çalışmaları yapan, proje üreten, tüm insanlığı buna yönelik çözümlere mahkum eden, mahkum ederek bir çözüme sürükleyen organize bir akım. Bunlar sandığımız gibi illuminati, tapınakçı falan değil. 

Bunlar kurumsal olarak hareket eden bir mekanizma, kendi çıkarları doğrultusunda hareket eden ulus devletleri bir tarafa koyun, diğer tarafa da Birleşmiş Milletler endeksli bağlı kuruluşlara, ting tanglara bakın. Bunlar çok net…”

Ting tang: Düşünce kuruluşu, ülkelerin politik karar alma süreçlerinde yöneticilere doğru ve gerçekçi politikalar belirleyebilmeleri amacıyla çeşitli tavsiyelerde bulunan, raporlar yayınlayan araştırma merkezleri.

“Bir şeyi eğmeden bükmeden analiz edebilmeliyiz” diye konuşan Abdullah Çiftçi, “Biz propagandacıyız. Biz hala tarihte yaşıyoruz. Evet tarihimizi okuyacağız ama biz ‘bu yüzyılda ne yapabiliriz’ ona bakacağız. Kaygısız olunmamalı, bunları bilmemiz gerekiyor” diyerek Blockchain’i şöyle anlattı:

NUH TUFANI SONRASI YENİDEN BAŞLANGIÇ GİBİ

“İki teknolojiden birincisi Blockchain. Bu teknoloji ile ana amaç, dünyada kayıt birliği, dünyada yönetim şeklinin değiştirilmesi. Devletin vatandaşı ile ilişkisi biçimini yeniden tanımlıyor, demokrasi anlayışını yeniden tanımlıyor, insanın özgürlüğünü yeniden tanımlıyor. Tüm meslek kollarını, ekonomiyi yeniden tanımlıyor. 

Yani Nuh Tufanı’ndan sonraki yeniden başlangıç gibi. O başlangıç doğal, bu suni. Bir el hayatı yeniden başlatmak istiyor gibi bir takım projelerle karşımıza çıkıyor. 

Normalde Türkiye’deki kayıt sistemi başka ülkelerden görülemez. Küresel olaylarla mecbur bırakılmak istenen dünyanın kayıt sistemine göre; ‘her devlet kendi Blockchain sistemini oluştursun, bu da her ülkeden görülsün, bu veri güvenliği açısından önemli’ denilerek tüm veriler bir noktada toplanmak isteniyor”

KÜRESEL HÜKÜMDAR…

“Dünyanın noteri olarak Blockchaini tanıyacaklar, Türkiye’de tanıyacak. 21 yüzyıl da Blockchain üzerine inşa edilecek” ifadelerini kullanan Çiftçi, “Yeni dünya düzeninde, dijital dünyada küresel bir hükümetten bahsediyoruz” dedi

Küresel hükümetin görev yapabilmesi için de verilere ulaşması gerektiğini kaydeden Abdullah Çiftçi, “Neden Blockchaine geçiyor hükümetler? Çünkü pandemi gibi önümüzde sorunlar var. Bu sorunlara mahkum edip, ‘al bunu çöz’ diyorlar. Nasıl çözecek hükümetler?  Bu sorunu çözebilmemiz için de önümüze dijital teknolojiyi koyuyorlar. Çin de ilk pandemi ortaya çıktığında Çin dünyaya kapandı. Sonra da dedi ki ‘biz yendik bunu.’ Nasıl yendi, dijital teknolojilerle yendi” diye konuştu.

HES KODU, BU SİSTEMİN PARÇASI

Çin’in pandemiye ilişkin örnekler veren Çiftçi, hastalık taşıyan ev ve mahallelerin sarı-kırmızı olarak işaretlendiğini, pandemi olmayanın da yeşil boyandığını anlattı. 

Dijital kameralar sayesinde kim kırmızı, kim sarı, kim yeşil görülebildiğini hatırlatan Çiftçi, “Bu sayede kim evden, kim mahalleden kaçtı anlaşılıyordu. Bizdeki HES kodu da, bu sistemin bir parçası” bilgisini verdi.

Çin’deki dijital sistemin tüm dünyaya entegre edileceğini daha önce de birçok kez söylediğini anımsatan Çiftçi, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Biz de HES koduyla başlayan gözetleme ve takip süreci, TÜSİAD tarafından da ödüllendirildi. Süreç başlıyor.

KOMÜNİST DEĞİL, DİJİTAL YÖNETİM PARTİSİ

Çin’deki sosyal kredi sistemi, aslında dijital yönetim sistemi. Çin Komünist Partisi’ni çiziyorum, Dijital Devlet Yönetim Partisi diye adını değiştiriyorum.

Blockchain tabanlı tüm uygulamaları, Blockchain’e taşıyorlar. ABD, İsviçre ve Çin başabaş gidiyorlar. Tam bir gözetleme sistemi. Mahkemeye, polise gerek yok, her şey kayıt altında. Sosyal kredi sistemi dedikleri, ödüllü-puan sistemli bir yapay zeka sistemi.

İyi ve kötü eylemler kamera sistemine yüklenmiş, kaydeden kamera bu sisteme göre puan veriyor. İyi eylemlere ödül, kötü eylemlere ceza veriyor. Yani bir dijital hukuk sistemini de barındırıyor. Blokchain tabanlı devlet yönetim sistemi bu.”

DİJİTAL SİSTEME TRANSFER 

İnsanlığın bu yüzyıla kadar demokrasi kavramını kutsallaştırdığını da hatırlatan Çiftçi, önümüzdeki süreçte artık dijital sisteme transfer olunacağına işaret ett.

Vatandaşa sorulmadan geçilen bir sistemin varlığına vurgu yapan Çiftçi, aşı sertifikası çıktığını, bunun Blockchain ile birleştirileceğini söyledi.

Nasıl İnterpool’un dünyada suçlular ile ilgili bir bütün olarak hareket ettiğini hatırlatan Abdullah Çiftçi, sağlık sisteminin de Blockchaine entegre olacağını, çünkü küresel mekanizmanın bunu istediğini, bunun altında yatan amacın da küresel hükümetin küresel verilere erişimini sağlamak olduğunu kaydetti.

Bunu bir örnekle de açıklayan Çiftçi, “Pandemi dolayısıyla turizm şirketleri sizin verilerinizi istiyor. Neden istiyor? Artık kameralar sizi yüzünüzden, sesinizden tanıyacak, ısı ve ateşinizi ölçecek, bir rahatsızlık anında da size bilet satmayacak” dedi.

İNSANLIĞIN ÖZGÜRLÜĞÜ ELİNDEN ALINIYOR

“Peki bu teknoloji bizi hasta edebilir mi? Blockchain’in arkasındaki akıl bunu yapabilir mi?” şeklinde sorular da yönelten Çiftçi, insanlığın özgürlüğünün panik ve korku oluşturulmadan elinden alınamayacağına dikkati çekti.

Çiftçi, “Bu sisteme karşı olanların başkaldırı hareketlerini önemsiyorum. İnsanlık kendisine sorulmadan bir yere doğru sürükleniyor. Oysa ki bunun tartışılması lazım. Bunu bizim yöneticiler niye tartışmıyor? Buna teknoloji olarak bakıyorlar, oysa ki her teknoloji insanlığın yararına olmayabilir. Oysa ki bizim, bu teknolojinin insan sağlığına olan zararlarını tartışmamız lazım. Ama maalesef bu tartışmayı yapabilecek entelektüel bir kitle yok” diye konuştu.

CRISPR SİSTEMİ

CRISPR teknolojisine ilişkin de bilgi veren Abdullah Çiftçi, 2012’de bulunduğu ilan edildikten sonra dünyadaki farklı bilim adamlarının  bu sistemle, “Biz dünyada olan her şeyi yeniden tasarlama şansına sahibiz” demeye başladığını söyledi. 

Bu teknolojiyi Çin mi buldu, bulunduktan sonra mı geliştirdi, bilinmediğini kaydeden Çiftçi, şöyle devam etti:

CRISPR, hayatın her alanına müdahale şansı tanıyor. Artık bu yüzyılda modern tıbbı kötüleyecekler, dijital tıbba zemin hazırlayacaklar.

İnsanda korunan 100 bin hormon enzim var, sonra bu genler 25 bine düştü, şimdi 18 bin civarında gen var. Vücudumuzdaki fonksiyonları kontrol eden genlerde Hz. Allah’ın şifreleri var. Şimdi bunlar da ‘bu şifreleri çözdüğümüzde biz de haşa Allah oluruz, Tanrı oluruz’ düşüncesindeler. 

Böylece sanki kendileri yarattı da ‘dünyayı kurtarırız’ diyorlar. Böylelikle haşa ‘insanı da yaratırız, hayvanı da yaratırız’ diyorlar. Yani ‘tasarlarız’ diyen bir akıl var.”

KİM BU AKIL?

“Kim bu akıl?” şeklinde sorusuna ise Abdullah Çiftçi, terör örgütü FETÖ’den şöyle örnek verdi:

“Mesela FETÖ, Türkiye’de ilk çıktığında dinden, Türkler’den bahsediyordu. Gözü kapalı bu ülkenin, kamunun ileri gelen yöneticileri, davulla zurnayla FETÖ’nün peşine düştüler. ‘Bir dakika durun bakayım, her dinden Türk’ten bahsedenin peşine düşülür mü?’ dedik, bunu anlatamadık.

Sonuçta, Cumhurbaşkanı’nın bir açıklaması vardı. ‘21 bin FETÖ mensubunu ordudan attık’ şeklinde. Bu 21 bin Anadolu çocuğu. Bu 21 bin çocuğu alıp, beynine operasyon çekip, anaların yüreğine acı düşürmek kadar kötü birşey yok.

Burada birşey, eleştirmekten çok, tespit ediyorum ki gençler, yönetime talipseniz, dünyada olup bitenleri, tarihini bilmemizin gerekiyor.

Teknoloji kendi doğasında gelişirse problem yok. Teknoloji, insana hizmet ederse, insan sağlığı için kullanılırsa, fiziki kapasitesini, bilişsel, duygusal kapasitesini geliştirmek için kullanılırsa bunda bir problem yok.”

PROBLEM, KÖTÜYE KULLANACAK AKILDA

FETÖ’den verdiği örneğin, din adı altında yola çıkarak bu oluşumu kötüye kullananlar gibi, bilim ve teknolojileri de insanlığın zararına kullanabilecek yapıların olabileceğine işaret eden Çiftçi, “Bizim yöneticilerimizin bunu iyi düşünmesi lazım. Türkiye’nin yönetim aklının, Birleşmiş Milletleri (BM) yönetenlerin ideolojik yapısını, inançlarını düşünmesini, bu kişilerin hedefleri ne, bunu düşünmesini istiyorum. Mesela Dünya Sağlık Örgütü’nün ilk müdürünün görüşleri ne? Bu insan zaten açık açık küresel bir hükümetten söz ediyor. Bunun için kurumsal bir yapının oluşmasını yazıyor. Eğer kötü bir mekanizma varsa şüphe duyalım, problem bilimde teknolojide değil, onu kullanan akılda” görüşlerini dile getirdi.

CRISPR teknolojisi ile de insanlık tarihinde olan tüm canlıların yeni bir formata kavuşturulmak istendiğini belirten Çiftçi, ancak bunun kimim keyfine, kimin inisiyatifine göre yapılacağının soru işareti olduğunu kaydetti.

“OPERASYONA GELİYORUZ”

Çiftçi, her iki teknolojiden birinin arkasında devleti ve insanın özgürlüğünü kısıtlayıcı bir akıl olabileceğine, diğerinde de CRISPR’ı insanlığın aleyhine kullanabilecek sosyal operasyonlar var olduğunu söyledi.

Zaten ABD ve Batı tarihinde geçmişte yapılan gizli insan deneylerine de vurgu yapan Abdullah Çiftçi, “Bu akıl, Allah’ın yarattığı dışında bir insan ve canlı formu peşinde. Eğer böyleyse, hepimizin bir operasyona gelme ihtimalimiz olabilir” dedi.

Çiftçi, dünyanın gidişatına göre, Türkiye’yi yönetenlerin 21. Yüzyılı anlamak için teknoloji ve insanı ilgilendiren yönünü değerlendirecek bir düşünür ekibi kurarak, milleti koruması gerektiğini de sözlerine ekledi. 

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.