Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 16°C
Parçalı Bulutlu

NATO, Tarihinin En Kötü Dönemini Yaşıyor

NATO, Tarihinin En Kötü Dönemini Yaşıyor
22.08.2021
A+
A-

NATO eski Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer, paktın en kötü dönemini yaşadığını belirterek, ABD Başkanı Joe Biden’ı, Afganistan’da sorumluluktan kaçmakla ve Afgan halkını kaosun içine atmakla suçladı. 

ABD ve Biden’ın Afganistan politikasını eleştiren, büyük bir başarısızlık yaşadığını söyleyen Hoop Scheffer, Washington yönetiminin “terör örgütleriyle savaşmak için” sonunda yine Afganistan’a geri dönmek zorunda kalacağını savundu.

TRUMP’IN TALİBAN İLE ANLAŞMASINI UYGULUYOR

ABD’nin Afganistan’daki birliklerinin, NATO müttefiklerine danışılmadan çekilmesini eleştiren eski genel sekretere göre ABD Başkanı Biden, selefi Donald Trump’ın Taliban ile yaptığı eksik bir anlaşmayı uygulamak zorunda kaldı.

Bunun sonucu Afganistan’da her şeyin korkunç derecede yanlış yönde ilerlediğini savunan Jaap de Hoop Scheffer, “Şu anda havaalanına ulaşmaya çalışan Afgan kadınlar, kız çocuklar ve erkekler kurban edildi. NATO tarihinin en kötü dönemini yaşıyor” diye konuştu.

TALİBAN’IN GÜVENCESİ ABD!

ABD, 20 yıl kaldığı ve Başkan Joe Biden’ın da telaffuz ettiği gibi Orta Asya’da bir kapısı Çin, diğer kapısı İran’a açılan topraklardan hiçbir çıkar elde etmeden çekilir mi? Hayır. Öyleyse ABD, NATO’yu hiçe sayarak Biden’in aldığı bu kararla Afganistan topraklarında kendi çıkarları doğrultusunda yeni bir projenin peşinde olabilir.

SADECE AÇIKLAMA YAPIYOR,

ABD’nin kararı sonrası NATO ise Afganistan gündemiyle dışişleri bakanları düzeyinde toplanırken, “Teröristlerin bizi tehdit etmesine izin vermeyeceğiz” uyarısında bulundu, Taliban’a tahliye operasyonlarını engellememe çağrısı yaptı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi de Estonya ve Norveç’in talebiyle Afganistan’daki son durumunu görüşmek üzere 16 Ağustos’ta acil toplandı. 

Güvenlik Konseyi, Afganistan acil oturumu sonrası çatışmaların derhal sona erdirilmesini, müzakere masasına dönülerek taraflar arasında ortak bir yeni hükümet kurulması, insan haklarının, sivillerin ve sivil hedeflerin korunması çağrısında bulundu.

NATO’NUN MİADI DOLDU MU?

Son dönemde NATO üyesi ülkelerin, paktın gerektirdiği öngörüyle değil kendi çıkarları doğrultusunda hareket kabiliyeti içerisine girmesi, NATO’nun geleceğini tartışmaya açıyor.

Görünen o ki 70 yıllık NATO, kendisini yenilemeye çalışacak ve işlevsel kalmaya gayret edecek. Ancak bu hiçte kolay olmayacak.

NATO’nun kuruluşunun kutlandığı geçen yıl, ABD liderliği olmadan pek bir anlam ifade etmeyecek olan örgütün bir varoluş krizinden geçip geçmediği uzun zamandır tartışılıyor. 

ABD eski Başkanı Trump, NATO’dan çıkmayı bile danışmanlarıyla tartışacak derecede örgüte karşı bir tavır almıştı.

Fırsat buldukça örgütün üye ülkelerine, özellikle de Almanya’ya yüklenip, hakarete varacak bir söylemle liderlerine saldıran Trump, NATO’nun artık miadını doldurduğunu söylüyordu.

ABD, AVRUPA ÜLKELERİNİ SÜREKLİ ELEŞTİRDİ

Aslında eski Başkan Trump’ın NATO’ya yönelik eleştirilerinin en başında gelen Avrupalı üyelerin savunma harcamalarında üzerlerine düşen yükümlülüğü yerine getirmedikleri şikayeti yeni değildi.

Geçmiş Amerikan başkanları da benzer bir şikayeti dile getirmişlerdi. Barack Obama da görevdeki son yılında, “Beleşçiler canımı sıkıyor” diye rahatsızlığını dile getirmişti. 

Obama’nın Savunma Bakanı Robert Gates ise görevden ayrılmadan önce Avrupa başkentlerini ziyaret ederek, ABD’nin kendi altyapısı çökerken NATO harcamalarının yüzde 75’ini üstlenmeyi sürdüremeyeceğini sert sayılacak bir açıklamayla dile getirmişti.

ÇIKARI VARSA NATO’DA VAR

Eski Başkan Obama, Avrupa’nın artık önemli bir güvenlik tehdidi altında olmadığına inandığından ve ağırlığı Asya’ya vermek gerektiğini düşündüğünden, Avrupa’daki Amerikan askerlerinin bir bölümünü de geri çekmişti. 

ABD, NATO’nun kendisine yüklediği görevlerin ağırlığı altında aynı yükü paylaşmayan Avrupa ülkelerine karşı sürekli mesaj yayımlarken, Ukrayna krizi gibi işine geldiği gelişmelerde NATO’nun imkanlarından faydalanarak çıkarı olduğu bölgeye yığınak yapmıştı.

TÜRKİYE’YE KARŞI YUNANİSTAN’A ASKERİ YIĞINAK

Akdeniz’deki gelişmeler dolayısıyla ABD, NATO’dan müttefiki Türkiye’ye karşı S-400 krizi sonrası Yunanistan topraklarına askeri yığınak gerçekleştirmişti.

Herkesin malumu olduğu üzere yine ABD, Türkiye’nin bütünlüğüne karşı savaşan etnik ayrılıkçı terör örgütü PKK’nın türevlerine, her türlü desteği vermekten geri kalmamıştı.

Aslında NATO’nun kuruluş sebebi olan Sovyetler Birliği tarihe karıştıktan sonra çok uzun bir süre örgüt kendi varlık nedenini açıklamakta zorlanmıştı. Ancak Doğu ve Orta Avrupa ülkelerinde rejimlerin değişmesinin ardından buralarda çıkabilecek çatışmalar veya görülecek istikrarsızlığa karşı genişleme kararı da almıştı. 

Amerikalı eski büyükelçiler Nicholas Burns ve Douglas Lute’nin hazırladıkları “NATO 70 yaşında: Krizdeki İttifak” raporunda, çeşitli jeopolitik sorunlar ve savunma harcamaları meselesinin yanısıra, iki nokta ön plana çıkıyor. 

İki büyükelçi ABD’nin NATO liderliğini gerektiği gibi yapmaması halinde ittifakın zayıflayacağını ve demokratik sistemden giderek uzaklaşan üyelerin varlığını ittifakın birliğini tehdit edeceğini savunuyorlar.

NATO VE TÜRKİYE

Son dönemde Türkiye’de Amerikan ve Batı düşmanlığına rağmen NATO üyeliğine destek yüksek. Özellikle ABD’de birçok yetkili, Türkiye’nin NATO üyesi olup olmadığını, yani üyeliğin gereklerini yerine getirip getirmediğini sorgularken, Türkiye NATO’nun gelecek planları, kurumsallaşması ve tatbikatlarında ön plana çıkıyor.

Bir yandan Türkiye’nin Batı’dan kopup kopmayacağı tartışılırken güvenlik açısından müthiş bir yakınlaşmanın NATO bünyesinde şekillendiği görülüyor.,

AB, KOPMANIN EŞİĞİNDE

NATO, günümüzde Türkiye’de olduğu gibi Avrupa Birliği’nde (AB) de tamam mı devam mı tartışmalarıyla sık sık gündeme geliyor. Avrupa Birliği ülkeleri, değişen küresel rejim dolayısıyla Avrupa Birliği ordusunun kurulması gerektiğini savunuyor.

Bugünlerde Rusya, Çin, siber saldırılar ve terör gibi birçok konuda tehdit kurguları yaratan NATO, iç sorunlarının çözümünde çoğu kez sınıfta kalıyor. Joe Biden, göreve gelmesinin ardından Avrupa ve NATO müttefiklerine ABD’nin tekrar güvenilir bir ortak olduğu mesajını verse de ittifakın geleceği tartışmaları devam ediyor.

NATO’NUN ŞİKAYETİ BÜTÇE 

Günümüzde AB ülkelerinin çoğu aynı zamanda NATO müttefiki ve birliğin nüfusunun yüzde 90’ı NATO ülkelerinde yaşıyor. Ancak NATO’nun Avrupa’dan temel şikâyetini ise bütçe konusu oluşturuyor.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, geçtiğimiz mart ayında yaptığı açıklamada, Avrupa’nın savunmasını kuzeyde ABD, Kanada ve İngiltere, güneyde ise Türkiye gibi Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkelerin sağladığını söyledi. 

Stoltenberg, NATO’nun savunma harcamalarının yalnızca yüzde 20’sinin AB ülkelerinden geldiğini belirtmesi de bu rahatsızlığın ifadesi oldu.

ABD eski Başkanı Donald Trump’ın ‘Önce Amerika’ politikası, ABD-NATO ilişkilerinin zayıflamasına yol açmıştı.

Trump, NATO ittifakını ‘demode’ olarak nitelemiş, NATO üyelerinin çoğunun NATO’ya gerekli katkıyı yapmadığı eleştirisinde bulunmuştu. 

Hatta ABD birliklerinin bir kısmını Almanya’dan çekme kararı almıştı. Zira Trump yönetiminin Avrupalı müttefiklerine yönelik eleştirilerini, Obama yönetimi de çokça dile getirmişti.

BİDEN’DAN OYALAMA TAKTİĞİ 

Yeni ABD Başkanı Biden ise geçtiğimiz şubat ayındaki Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Amerika geri döndü. Transatlantik ittifak geri döndü ve geriye bakmayacağız” ifadelerini kullandı. 

ABD’nin NATO ittifakına da tamamen bağlılığını teyit eden Biden, NATO ortaklarından “Birine saldırı hepimize saldırıdır” ifadelerini kullanarak, NATO’ya bağlılıklarının ‘sarsılmaz’ olduğunu vurguladı. Ancak Biden’in bu söylemlerinin ne kadar samimi olduğu ise tartışma konusu.

Çünkü Avrupa ülkelerinin kendi savunmasını karşılama fikri henüz rafa kaldırılmış değil. Bu fikrin en önde gelen savunucusu ise Fransa Cumhurbaşkanı Macron. Birçok kez NATO’nun ABD ile yaşanan sorunlar nedeniyle ‘beyin ölümünün’ gerçekleştiğini vurgulayan Macron, halen Avrupa Ordusu fikrinin en büyük savunucularının başında geliyor.

PAKTIN GELECEĞİ NASIL ŞEKİLLENECEK?

Her ne kadar ABD Başkanı Joe Biden, daha önceki başkanlar gibi NATO’nun varlığı ve geleceğine ilişkin ipleri koparmayan bir yaklaşım sergilese de önümüzdeki süreçte nasıl bir yol izleyeceği merak konusu.

NATO eski Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer, paktın en kötü dönemini yaşadığını açıklayarak, ABD Başkanı Joe Biden’ı, Afganistan’da sorumluluktan kaçmakla ve Afgan halkını kaosun içine atmakla suçluyor.

Scheffer, bu açıklamasıyla Biden’ın sözleriyle uygulaması arasındaki çelişkiye dikkati çekerek, ABD’nin NATO’nun amaçları doğrultusunda hareket etmediğini, ülke çıkarları istikametinde yol aldığını ifade ediyor. 

Scheffer’in bu değerlendirmesi bile, NATO’ya üye ülkelerin hepsinin bir arada çıkarı olmadığı sürece paktın sadece bir tabela kuruluşu olmaktan öteye geçemeyeceğini açıkça ifade ediyor.

Bu şartlar altında NATO’nun gelecek yıllarda işlevsel özelliğini daha da kaybedeceğini söylemek hiçte zor değil.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.