Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 14°C
Çok Bulutlu

‘Fahiş Fiyat’ Zulmünün Önüne Geçilebilir mi?

‘Fahiş Fiyat’ Zulmünün Önüne Geçilebilir mi?
19.09.2021
A+
A-

Türkiye’nin büyüme oranı dünyadaki tüm kuruluşlar tarafından yukarıya doğru güncellenirken, buna rağmen iç piyasada tezgah ürünlerinin fiyatları el yakıyor. Gıda ve emlak sektöründeki akıl almaz fiyatlara müdahale gündeme gelirken, fahiş fiyat uygulayan işletmecilere rekor ceza uygulaması kapıda.

Türkiye, aylardır fahiş fiyat uygulamalarını tartışıyor. Akdeniz, İç Anadolu, Karadeniz, Güneydoğu Anadolu bölgelerinde üreticilerle konuşan ajanslar, tarladan çıkan ürünle tezgahtaki ürünün arasındaki 8-10 kat fiyat farkına dikkati çeken haberler yayımlıyor.  

Tarladan 3-5 kuruşa çıkan ürünün fahiş fiyatla tezgahlarda satılmasına, haksız rekabet uygulamasına vatandaşlardan da büyük tepki var. Bu tepki, her Ramazan ayı öncesi gündeme otururken, kısmi de olsa devlet kurumlarının aldığı önlemler istenilen sonucu henüz veremedi.

Üreticiden tüketiciye ulaşana kadar olan süreçte oluşan büyük fiyat farkını önlemeye yönelik adımların atılacağı, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından birçok kez dile getirildi.

“ENFLASYON KONTROL ALTINA ALINACAK”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, son günlerde fahiş fiyat uygulamalarına ilişkin vatandaşların tepkileri üzerine, “İnşallah enflasyonu da en kısa sürede kontrol altına alarak, raflardaki, etiketlerdeki fahiş fiyat artışlarının da önüne geçeceğiz” dedi. 

“Ödenecek bedelleri ödedik, katlanılacak tüm sıkıntılara katlandık, artık bunların hasılasını toplama, büyük, güçlü Türkiye’yi adım adım inşa etme vaktidir” şeklinde konuşan Erdoğan, “Bugünkü sıkıntıları da yine biz çözeceğiz. Her bir insanımızın derdiyle dertlenmek boynumuzun borcudur” ifadelerini kullandı.

‘GIDA GRUBU’ ENFLASYONA ETKİ ETTİ

Tüketici enflasyonu, geçtiğimiz ağustos ayında beklentilerin üzerinde yüzde 19,25 seviyesinde açıklanırken, gerçekleşen enflasyona göre reel faiz negatif bölgeye gerilemişti.

Tüketici enflasyonu içinde özellikle ‘gıda grubu’ dikkati çekti. Gıda enflasyonu yüzde 29 ile son 28 ayın zirvesine çıktı. Ağustos ayında tüketici enflasyonu ile üretici enflasyonu arasındaki makas açılmaya devam ederek yeni rekora ulaştı.

Elektronik Ticaret İşletmecileri Derneği (ETİD) Başkan Yardımcısı ve PttAVM.com Genel Müdürü Hakan Çevikoğlu, son dönemde “haksız fiyat artışı” iddiaları karşısında Bakanlığın harekete geçmesi üzerine elektronik ticaret sektöründe de denetimleri sıklaştırdıklarını söyledi.

VATANDAŞIN EZİLMESİNE İZİN VERİLMEYECEK

E-Ticaret sektöründe “haksız fiyat artışı” ile vatandaşların ezilmesine kesinlikle izin vermeyeceklerini dile getiren Çevikoğlu, bu konuda şikayet mekanizmasını güçlendireceklerini bildirdi.

PTT iştirak şirketi “PttAVM.com” olarak fahiş fiyatlı ürünlere karşı oluşturacakları özel ekiple özellikle temel gıda ürünlerinin piyasa fiyatlarının aşırı üstünde olmaması için çabalayacaklarını anlatan Çevikoğlu, şunları kaydetti:

“Online pazar yeri olarak platformlarda yer alan ürünlerin fiyatlarını biz belirlemiyoruz. Ancak fahiş fiyatlandırmaya karşı önlemlerimizi alıyoruz. Satılan ürünler 24 saat ekiplerimizin süzgecinden geçiyor. 

Eğer salgın sürecini ve fiyat artışlarını fırsata çevirenler tespit edilirse satıcılarla iletişime geçerek, normal piyasa fiyatlarına yani makul seviyeye çekilmesi konusunda gerekli adımları atıyoruz.

Bu noktada vatandaşlara büyük görev düşüyor. PttAVM’de özellikle gıda ürünlerinde piyasa fiyatlarının aşırı üzerinde fiyatlı ürünleri gördüklerinde vatandaşlarımızın durumu merkezimize bildirmeleri yeterli olacaktır.”

KANUN TEKLİFİ AĞIR YAPTIRIMLAR GETİRİYOR

TBMM’ye sunulan koronavirüs salgınına yönelik ekonomik tedbirleri içeren teklifin görüşüldüğü Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda sürpriz değişiklik yapıldı. Buna göre fahiş fiyat uygulayanlara 100 bin TL’ye, stokçuluk yapanlara da 500 bin TL’ye kadar ceza kesilecek. 

Öte yandan, fahiş fiyat artışı, stokçuluk ve haksız fiyat değerlendirme kurulu kurulacak. Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen sürpriz düzenlemeye üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından bir mal veya hizmetin satış fiyatında fahiş artış yapılamayacak. 

Piyasada darlık yaratıcı, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu faaliyetler ile tüketicinin mallara ulaşmasını engelleyici faaliyetlerde bulunulamayacak.,

KURUL OLUŞTURULACAK

Fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamalarına yönelik düzenlemeler yapmak gerektiğinde denetim ve incelemelerde bulunarak idari para cezası uygulamak ve her türlü tedbiri almak amacıyla Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu oluşturulacak. 

Kurul, Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü, Esnaf, Sanatkarlar ve Kooperatifçilik Genel Müdürü, Adalet Bakanlığı, Hazine Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından görevlendirilen birer Genel Müdür, İlgili İç Ticaret Genel Müdür Yardımcısı, TOBB ve TESK’ten birer üye, üretici ve tüketici örgütleri ile perakende sektörünü temsilen birer üye olmak üzere 13 kişiden oluşacak.

CEZALAR KATLANACAK

Teklife eklenen bir başka maddeyle de fahiş fiyat artışı ve stokçuluk yapanların cezaları katlanarak artırıldı. 

Buna göre, fahiş fiyat artışı yapanlara verilen 10 bin TL’lik ceza sınırı 100 bin TL’ye kadar çıkacak. Stokçuluk yapanlara verilen 50 bin TL’lik ceza sınırı ise 500 bin TL’ye çıkacak. Bu para cezalarını uygulama yetkisi Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’na ait olacak.

BAKANLIK HAREKETE GEÇTİ

Ticaret Bakanlığı da son günlerde kamuoyuna yansıyan haksız fiyat artış iddialarına karşı harekete geçti. Özel ekipler, marketlerde fahiş fiyat ve etiket denetimlerinde bulunarak cezai işlem uyguluyor.

Ticaret Bakanı Mehmet Muş’un talimatıyla başlatılan denetimlerde ekipler marketlerde, sebze ve meyve, temel gıda ürünleri ile temizlik ürünleri başta olmak üzere temel ihtiyaç maddelerine yönelik fiyatları inceliyor. Denetimlerde, ürünün etiket fiyatı ile kasa fiyatı arasında fark olup olmadığına, etiket ve künye bilgileri ile indirimli ürünün indirimden önceki fiyatına bakılıyor.

“Fahiş fiyat artışı yapılamayacağına” vurgu yapan Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdür Yardımcısı Adnan Benli, “Serbest ticareti ve piyasa dengesini bozan veya tüketicilerin mallara ulaşmasını engelleyen faaliyetlerde bulunamazlar” açıklamasında bulundu.

Ayrıca Benli, “Temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarında spekülasyonlara ve kötü niyetli uygulamaların yapılmasına müsaade edilmeyecektir” ifadelerini kullandı.

AYKIRI UYGULAMAYA İDARİ İŞLEM

İncelemeler sonucu Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a aykırı iş ve işlemeleri tespit edilenler hakkında idari işlem uygulanacak. 

Adnan Benli, fahiş fiyat tespitinde ürün başına 10 bin 911 lira ila 109 bin 911 lira, etiket mevzuatına aykırı işlem tesisinde de 452 lira cezai işlem uygulandığını belirtti.

Ancak uzmanlara göre fiyatları düşürmenin tek yolu enflasyona neden olan etkenlerin ortadan kaldırılması.

TÜİK’e göre Ağustos 2021’de, endekste kapsanan 415 maddeden, 59 maddenin ortalama fiyatında düşüş gerçekleşirken, 49 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı. 307 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.

DENETİMLER İŞE YARIYOR MU?

Denetimlerin işe yaramadığını savunan gazeteci-yazar Şeref Oğuz, piyasanın tedirgin olduğunu belirtti.  

Marketlerin denetlenmediği zaman “etiketlerin yeniden aynı yerine geleceğini” iddia eden Oğuz, Türkiye’de 100 bine yakın market olduğuna da dikkati çekerek, “Her birini denetlemek için bir ordu lazım” diye konuştu. 

Enflasyonu düşürmek için “piyasalara güven vermek” gerektiğini vurgulayan Oğuz, bunun yolunun ise “etiketleri dövmekten değil üretimi artırmaktan geçtiğini” söyledi.

CUMA HUTBESİNDE HATIRLATMA

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Ticaret Bakanlığı’nın fahiş fiyatlar ile ilgili açıklamaları ve denetlemelerinin ardından, geçtiğimiz hafta Cuma hutbesinde de gündem, ticaret ahlakı oldu. Cuma hutbesinde vatandaşlara, şu şekilde uyarılarda bulunuldu:

 “Allah Resulü’nün (s.a.s) adetiydi. Medine pazarına gider, oradaki insanlarla hasbihal eder ve pazarın durumunu kontrol ederdi. Yine böyle bir gün pazar yerinde dolaşırken bir buğday satıcısına rastladı. Buğday yığınını eliyle yokladı. Üstü kuru olan buğdayın altı ıslaktı. Sebebi sorulduğunda satıcı, buğdayların yağmurdan ıslandığını söyledi. Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) satıcıyı şöyle uyardı: 

‘Öyleyse insanların görmeleri için ıslak olan kısmı üste koyman gerekmez miydi? Bizi aldatan, bizden değildir.’

Yüce dinimiz İslam, helal ve meşru yollarla kazanç temin etmemizi emreder. Allah rızasının, kul hakkının, helal-haram hassasiyetinin gözetilmediği her türlü alışverişi ise yasaklar. 

“HARAM İLE KENDİNİZİ MAHVETMEYİN”

Cenab-ı Hak şöyle buyurmaktadır: 

‘Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksız yollarla değil, karşılıklı rıza ile yapılan ticaretle yiyin, haram ile kendinizi mahvetmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir.’

İslam’a göre ticaret ahlakının en önemli ilkesi doğruluk ve dürüstlüktür. Mümin, elinden ve dilinden diğer insanların emin olduğu kimsedir. Mümin işinde, gücünde, ticaretinde daima güven verendir. O, alırken de satarken de doğru ve dürüst olduğu ölçüde Allah’ın rızasını kazanacağını bilir. Yalan ve hileye asla tevessül etmez. Zira yalan ve hile ile elde edilen malda hiçbir hayır yoktur.

Allah’a ve ahiret gününe inanan bir mümin, işinde ve ticaretinde harama ve gayr-ı meşru kazanç yollarına başvurmaz. Ölçü ve tartıda adaletsizlik yapmaz. Malını satmak için yemin etmez. Karaborsacılık yapmaz, fırsatçı davranmaz. Fâhiş fiyatlarla insanları mağdur etmez. Alışverişte fiyatları kızıştırmaz, başkasının pazarlığını bozmaz. Hasılı, dünya hırsına kapılıp da harama bulaşmaz.”

ÇÖZÜM NEREDE?

Konya Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi ve Ziraat Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Prof. Dr. Süleyman Soylu, ürün bazında bir planlama olmadığını savundu.

pof. Dr. Soylu, “Her ilçeye ayrı bir havza belirlendi. Ekilecek ürünlere destekleme verilecekti. Ancak bu tam olarak uygulanamadı. Bu sistem uygulanamayınca da çiftçi hangi üründen daha fazla para kazanacağını düşünürse onu ekmeye başladı. Bu da plansızlığı beraberinde getirdi” dedi.

“Bir yıl bir üründen çok oluyor ve fiyat düşüyor, diğer yıl fiyat düşük olduğu için üretici bunu ekmiyor. Böyle olunca da ürün ekilmediği için son tüketici daha pahalıya alışveriş yapıyor” diyen Soylu, ” Havza bazlı destek modeli var ancak Türkiye’nin her yerindeki çiftçilere aynı destek veriliyor. Örneğin Konya’da buğday eken çiftçiye daha fazla destek verilse çiftçi buğday ekmeye devam eder. Böylece Türkiye çapında ürün deseni de oluşturulur” diye konuştu.

ÜRETİME ODAKLANILMALI

Üretim sektöründe maliyetlerin çok yükseldiğini söyleyen  Türkiye Halciler Federasyonu Başkanı Yüksel Tavşan ise “Meyve-sebze dayanıksız tüketim mallarıdır. Üretim olmadığı zaman fiyat yükselir, fazla olduğu zaman da fiyat düşer. Örneğin limon geçen ay 10 liraydı şimdi 4 lira. Popülist olmadan bakacaksak ilk olarak üretime odaklanmalıyız. Bu yüzden devletin üretim maliyetlerine odaklanması gerekiyor. Ancak planlı üretime geçersek bu iş çözülür. Örneğin mutfağın vazgeçilmezi domates, patates, salatalık, soğan gibi temel ürünlere devlet daha fazla destek vermeli. Bu ürünleri eken çiftçiler ürün çok da olsa az da olsa para kazanmalı” şeklinde konuştu.

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF) Başkanı Şemsi Kopuz da Türkiye’de ekilmeyen tarım alanlarına dikkat çekti. 

Kopuz, “Türkiye’de ekilmeye bir karış tarım toprağı kalmamalı. Yüksek enflasyonu düşürmek için üretim daha fazla olmalı. Üretimi arttırmak için de çiftçi daha çok desteklenmeli. Ayrıca Türkiye’de milyonlarca göçmen var. Bu göçmenlerin çoğu devlete yük oluşturuyor. Göçmenlerin de para kazanması ve ülkeye faydası olması için devletin elindeki ekilemeyen tarım alanları göçmenlere ektirilebilir” açıklamasını yaptı.

SEBEP, GİRDİ FİYAT ENDEKSİ

Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, da çiftçilerin finansman maliyetlerine dikkati çekti. Çandır, şunları söyledi:

“Son dönemde devamlı olarak konuşulan ve gündeme gelen fiyat artışlarının birincil nedeni girdi fiyat endeksi ile tarımsal üretici ve tüketici fiyat endeksleri arasındaki üretici aleyhine bulunan ciddi açıklıktır. 

Nitekim elektrik, mazot, tohum, gübre ve ilaç gibi girdi maliyetleri incelendiğinde geçtiğimiz yıla oranla bazı kalemlerde yüzde 100’ün üzerinde zam görülmektedir. Diğer taraftan üreticinin tedarik ettiği girdilerin neredeyse tamamı vadelidir. Vade tarihi de genellikle hasat zamanına odaklıdır ve çok yüksek maliyetlidir.” 

Fiyat artışlarından üreticilerin sorumlu olmadığını vurgulayan Türkiye Ziraatçiler Derneği Başkanı Hüseyin Demirtaş ise “Sorun üretici değil. Üretim maliyetleri yüksek değerlendirmesinde bulundu.

ÇİFTÇİYE DESTEK VERİLMELİ

Demirtaş, “Tüketici bu yüzden ucuz ürüne ulaşamıyor. Ayrıca yaş-meyve sebze dayanıklı ürünler değildir. Eğer soğuk zincir olmazsa tarladan markete kadar olan süreçte ürünün yüzde 30’u yok oluyor. Böyle olunca da çiftçide 1 TL, markette 5 TL durumu ortaya çıkıyor. Her şey planlamaya bağlı” diye konuştu.

Üreticinin gübreden mazota, zirai ilaçtan elektriğe kadar tüm girdilerinde yüzde 50’den fazla artış olduğunu savunan Demirtaş, “Örneğin çiftçi vergisiz mazot alabilse bile fiyatlara çok büyük etkisi olur. Sektörü regüle edecek kurumlar çiftçiye daha çok destek vermeli. Böylece hem çiftçi daha çok kazanır hem de üretici daha ucuz ürüne ulaşır” dedi.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.