Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C

Ermeni Katliamı ve Dönemin Van Valisi’nin Halkı Kurtarma Çabası

Ermeni Katliamı ve Dönemin Van Valisi’nin Halkı Kurtarma Çabası
26.05.2022
A+
A-

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen “Van’da Katliam, Yıkım, İşgal: Tehcire Giden Yol” konulu sempozyum, dönemin Van Valisi’nin halkın canını, ırzını, namusunu kurtarmak için gösterdiği çaba ve yaşananlar, 24 Nisan’ın Ermeni tehciri olmadığını aslında Müslüman halkın katlediliş tarihini bir kez daha ortaya koydu.

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesindeki Türk Tarih Kurumu tarafından Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ev sahipliğinde Mühendislik Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen “Van’da Katliam, Yıkım, İşgal: Tehcire Giden Yol” konulu sempozyum düzenlendi

Sempozyuma katılanlara video mesaj ile seslenen TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Osmanlı topraklarında, Anadolu Ermenilerinin tıpkı diğer milletler gibi Türklerle birlikte uzun yıllar boyunca barış ve huzur içinde yaşadıklarını ve hatta Ermeni toplumunun büyük çoğunluğunun yüksek seviyede ekonomik ve sosyal şartlar altında yaşamlarını idame ettirdiklerinin bilindiğini hatırlattı.

Şentop, Ermeni çeteler tarafından başlatılan isyanlar neticesinde iç huzurun sağlanması ve masum insanların canlarının korunması yönündeki zaruretten dolayı alınan tehcir kararına “soykırım” demenin mümkün olmayacağına vurgu yaptı.

Ermenistan ile başlatılan normalleşme sürecini, bölge için önemli ve tarihi bir fırsat olarak değerlendirdiklerini belirten Şentop, “Özellikle diasporadaki radikal kesimlerin sürece zarar vermesine, ilişkileri zehirlemesine ve Ermenistan’ı esir almasına müsaade edilmemelidir. İlgili bütün aktörleri de yapıcı davranmaya ve söz konusu sürece destek vermeye davet ediyoruz” fikirlerini paylaştı.

KİN VE NEFRETİ KÖRÜKLEME ÇABASI

Bazı ülkeler tarafından propagandası yapılan tek yönlü söylemin mutlak gerçeklikmiş gibi lanse edilmesinin yanlış olduğunun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından da teyit edildiğini belirten Şentop, art niyetli ve bilimsellikten uzak yaklaşımların siyasi bakımdan kin ve nefreti körükleyerek Ermenistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin normalleşmesine yönelik gayretleri engellemeyi ve hatta diğer ülkelerle olan ilişkilere gölge düşürmeyi amaçladığını söyledi.

Fotoğraf bilgisi: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesindeki Türk Tarih Kurumu tarafından Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ev sahipliğinde Mühendislik Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen “Van’da Katliam, Yıkım, İşgal: Tehcire Giden Yol” konulu sempozyum başladı. Sempozyumada TBMM Başkanı Mustafa Şentop, katılımcılara video mesajla seslendi.

Mustafa Şentop, Türkiye’yi “soykırım” iddialarıyla hedef alanların, Afrika’da, Balkanlar’da, Cezayir’de, Ruanda’da yüz binlerce cana kıyarak katliamlar ve soykırımlar yaptıklarını veya bunlara sessiz kaldıklarını vurgulayarak, “Bütün bir yeryüzünü nasıl talan ettiklerini, sömürdüklerini, yaşanmaz hale getirdiklerini biliyoruz. Masum insanları renginden, dininden ve sırf kendilerine benzemedikleri için nasıl yok ettiklerini biliyoruz. Bunlar, kendi geçmişlerine bakıp hesaplaşmak yerine, bizi karalamanın, tarihimizi siyasi gerekçelerle manipüle etmenin yollarını arıyorlar. Bizim, tarihe kara sayfalar ilave eden, insanlığın hafızasını acı hatıralara mahkum eden, şehirleri kendince imar ederken ev sahiplerinin izlerini toprağa gömen ülkelerden öğreneceğimiz bir şey yoktur.” dedi.

TÜRK TARİH KURUMU BAŞKANI ÇETİN

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Birol Çetin de “Ermeni meselesiyle ilgili yaklaşık 600 çalışmamız, 120’ye yakın doktora tezimiz ile 400 yüksek lisans tezimiz var. Bunun yanında birçok belgesel ve yabancıların katıldığı etkinlikler düzenledik. Bu konuda genç neslimizi bilgilendirme ve bilinçlendirme vazifemiz var. Bu zihniyet yeniden, zayıf olduğunuz bir anda yeniden farklı görünümlerde çıkabilir” şeklinde bilgi verdi.

Fotoğraf bilgisi: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesindeki Türk Tarih Kurumu tarafından Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ev sahipliğinde Mühendislik Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen “Van’da Katliam, Yıkım, İşgal: Tehcire Giden Yol” konulu sempozyum başladı. Sempozyuma Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Birol Çetin konuşma yaptı.

Ermeni çetelerinin İkinci Dünya Savaşı’nda tuttukları tarafa bakılması gerektiğini sözlerine ekleyen Çetin, “Bu grup İkinci Dünya Savaşı’nda Nazilerle beraber hareket etti, hatta bazı komutanların heykelini diktiler. Böyle bir zihniyet. Öncelikle ırkçı bir zihniyet. Kendilerinin üstün oldukları inançları var. Diğer insanların hiçbir kıymeti yok. Hocalarımızın tebliğlerinde yaptıkları insanlık suçları var zaten. Van’da 3 bin 400 evi yakmışlar. Hiçbir şey bırakmamışlar. Yakma konusunda Yunanlarla benzer yönleri var.” ifadelerini kullandı.

REKTÖR HAMDULLAH ŞEVLİ

1. Dünya Savaşı yıllarında Van’da yaşanan katliam, yıkım ve işgali tüm boyutlarıyla bilimsel bir şekilde ortaya koymayı ve dünyaya duyurmayı amaçladıklarını anlatan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Şevli ise konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Türk idaresi altında yaklaşık 800 yıl birlikte barış içerisinde yaşamış olan Ermeni toplumu, Osmanlı İmparatorluğu tarafından Millet-i Sadıka yani ‘dost millet’ olarak adlandırılmıştır. Fakat 19. yüzyılın başından itibaren Avrupalı emperyalist devletlerin kışkırtmalarıyla ortaya çıkan Ermeni çetelerin faaliyetleri birlikte yaşama ahengini bozmuş ve başta Van başta olmak üzere birçok şehirde trajik olayların yaşanmasına neden olmuştur. Osmanlı Devleti’nin zayıflamaya başlamasıyla birlikte emperyalist devletler kendi çıkarları doğrultusunda Osmanlı’ya karşı yıkıcı politikalar uygulamaya başlamış ve bu durum Ermeni meselenin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.”

Fotoğraf bilgisi: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesindeki Türk Tarih Kurumu tarafından Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ev sahipliğinde Mühendislik Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen “Van’da Katliam, Yıkım, İşgal: Tehcire Giden Yol” konulu sempozyum başladı. Sempozyumda, “Tehcire Giden Yol” adlı fotoğraf sergisi açıldı. Serginin açılışana Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Birol Çetin (solda) de katıldı.

Sempozyum, “İşgal Yıllarında Van Halkının Zorunlu Göçü” başlıklı oturumla devam etti.

Van YYÜ Mühendislik Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen sempozyumda moderatörlüğünü Prof. Dr. Suvat Parin’in yaptığı oturumda konuşan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Öğün, Van’da Ermeni çetelerinin saldırısı sonucu katliama uğrayan Müslümanların yaşadığı dramın bilinmesi gerektiğini söyledi.

VAN VALİSİ’NİN HALKI KURTARMA ÇABASI

24 Nisan 1915 denilince herkesin aklında Ermeni tehciriyle ilgili bir şeylerin geldiğini fakat gerçeğin öyle olmadığını belirten Öğün, “24 Nisan’da Ermeni soykırımı yapılmadı. Bu aşikardır. 24 Nisan Ermeni tehcirinin başladığı tarih değil, Van’da yüzbinlerce Müslümanın sürgüne uğradığı tarihin başlangıcıdır. 24 Nisan’da Van’ın kara günleri başladı ve göç kafileleri yollara dizildi.” dedi.

O dönemde soykırıma uğrayanların da büyük mağduriyet yaşayanların da Müslümanlar olduğunu aktaran Öğün, şunları kaydetti:

“Bir vali düşünün. Halkı katlediliyor, saldırganlar var. Halkın canını, ırzını, namusunu kurtarmak için şehri tahliye ediyor. Aslında canını kurtarmaya çalışan insanlara dokunulmaması gerekir. Bunlar masum insanlar, zararları yok zaten. Ermeni çetelerinin önünden kaçıp kurtulmaya çalışıyorlar. Bakın o dönemin Van Valisi 14 kayığa Van’ın yerli Müslüman ahalisini, kadın ve çocuklarını bindirerek Tatvan’a göndermek istiyor. 1200 kadın ve çocuktan sadece 700’ü ancak Tatvan’a ulaşabiliyor. Diğerleri çeteler tarafından yok ediliyor. Kayıkların bir kısmı Erciş tarafında batırılıyor. Bir kısmı da 4 saat boyunca yaylım ateşine tutuluyor. 

Fotoğraf bilgisi: “Van’da Katliam, Yıkım, İşgal: Tehcire Giden Yol” konulu sempozyumun “İşgal Yıllarında Van Halkının Zorunlu Göçü” başlıklı oturumunda Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Öğün, konuşma yaptı.

Bunların tümü arşiv kayıtlarında var. Arşivler herkese açık. İnanmayanlar bu konuyu tartışmak isteyenler arşivleri açıp bakabilirler. Birçok masum bu şekilde öldürüldü. Mesela Zeve Şehitliğinde yaklaşık 2500 Müslüman katledildi. Onlar o bölgeden kaçmaya çalışan masum bir halktı. 7 köy halkının yollarını çevirdiler ve hunharca katlettiler. Orada çok acı hikayeler yaşandı.”

“BİLİMSELLİKTEN ÇIKARILIP SİYASİ MALZEME YAPILDI”

Van YYÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Bekir Koçlar ise son zamanlarda 1915 olaylarının bilimsel bir mesele olmaktan çıkıp, siyasi mesele haline geldiğini anlattı.

Fotoğraf bilgisi: Van YYÜ Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Bekir Koçlar, sempozyumda konuştu.

Van’ın 1915-1918 yılları arasında çok büyük bir acı yaşadığını ifade eden Koçlar, şöyle dedi:

“Müslümanların yaşamadığı bir Van şehri oluşturmak gayesiyle başlatılan sürecin insansız şehre dönüşünün trajik hikayesini anlatıyoruz. Ermeni meselesi politik bir konu haline getirildi. Bu tür sempozyumlar yaşanan insanlık dramını doğru zeminde anlama biçimine dönüşümünü sağlayacaktır. Bu toplantılar hem Türkler hem de Ermeni halkı için olumlu sonuçlar verecektir. Bu süreci bugün burada başlatıyoruz. Mayıs ayı içerisinde birçok ülkenin yetkilileri, parlamentoları bilgileri olmadığı halde tartışılıyor. Bu tarz akademik ortamlar Ermeni meselesini daha doğru ortamlarda tartışılmasını sağlayacak. Bizler de bu meseleyi akademik boyutta anlamlandırma gayreti içerisindeyiz.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.