Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
BIST
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 23°C
Parçalı Bulutlu

11 Eylül ve İslam Dünyasına Soktuğu Çomaklar

11 Eylül ve İslam Dünyasına Soktuğu Çomaklar
11.09.2021
A+
A-

ABD’nin o dönem başkanı Bush, 20 yıl önce vuku bulan 11 Eylül saldırıları bahanesiyle ‘Bir din Savaşı-Crusade’ yaptığını bütün dünyaya ilan etti. Saldırıların ardından “Teolojik-kavramsal-soyut” bir savaş ilan eden ABD’nin küresel politikasının, İslam dünyasına yıkım, bozgun, kan, zulümden başka bir mirası olmadı.

Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar, 11 Eylül 2001 yılında Amerika’da meydana gelen terör saldırılarını değerlendirdi.

Saldırılardan hemen sonra Afganistan ve Irak’ı işgal eden ABD’nin o dönem Başkanı olan Geprge Bush’un ağzından ‘Bir din savaşı-Crusade’ yaptığını bütün dünyaya ilan ettiğini hatırlatan Ağar, ”Bush’un ifade ettiği gibi, bize anlatmaya çalıştığı gibi, yaptığı toprak kazanımlı bir savaş değildi. Adı üstünde; ‘teolojik-kavramsal-soyut’ bir savaştı” ifadelerini kullandı.

ABD İŞGALİNİN SONUÇLARI

“Soyut amaçlı somut işgal nasıl bir soyut ve somut sonuç üretti peki? Ne oldu, geriye ne kaldı?” şeklinde soru yönelten Ağar,  şunları dile getirdi: 

“Koca bir bağ bozumu, bir yıkım, bir bozgun.

Acı, açlık, fakirlik, cahillik, hamaset, muhakeme zafiyetleri, düşmanlık. İslam coğrafyası artık çok daha gergin, huzursuz, parçalanmış, travma halinde ve radikalleşmenin girdabında.

Ortalık birbirine düşman, hasım, rekabet halinde ya da menfaatleri doğrultusunda işbirliği yapan, kaynaklarımıza/evlatlarımıza çökmeye çalışan binbir türlü ‘radikal’-‘ılımlı’-‘ideolojik’-‘siyasal’ İslamcı model, binbir türlü cemaat ve tarikatle dolu. Ve artık yükselişteler. Devletleri-halkları-güçleri-imkan ve kabiliyetleri ele geçirmeye-sızmaya çalışıyor, sızıyor ve ele geçiriyorlar.

“MEZHEP SAVAŞLARI ALMIŞ BAŞINI YÜRÜMÜŞ”

Mezhep gerilimi-mezhebi düşmanlık-mezhebi fitne ve bazı coğrafyalarda mezhep savaşları almış başını yürümüş. 

Coğrafyadaki ülkeler birbirine eskisinden çok daha düşman. Sünniler, Şiiler, Müslüman iddiasındaki hasımlaşmış halk-örgüt ve ideolojiler birbirlerine ‘kafir-zındık-mürted-tağut’ diyor, birbirine cihat ilan ediyor, birbirini boğazlıyor, boğazlayamayan ise en azıyla diğerini ötekileştiriyor, dişini gıcırdatıyor, altını oyuyor, gözünü çıkartıyor.

İslam adı altında binbir türlü devlet dışı aktör, güç odağı, örgüt, silahlı yapı, terör örgütü ortaya çıkmış. Hepsi kendine göre hak, ötekilerin hepsi batıl.” 

EMPERYALİZMİN KAZDIĞI HENDEKLER

Ağar, İslam dünyasında açılan bunca gediğin yanı sıra,  “Tabii bir de kesin zafer hükmünde emperyalist ruhbanlığın ‘İslamafobi’ adı altında kazandığı, İslam’la İslam’ın erişmek-aydınlatmak istediği kitleler-devletler-masumlar-gençler arasına yerleştirdiği/yerleştirdiğimiz ağzına kadar kan dolu hendekler var” ibarelerini kullandı.

Bugün Afganistan’a ilişkin “Kaçıp gitti Amerika!” ibaresinin kullanıldığına dikkati çeken Ağar, “Bence gerçeklerden, doğrulardan kaçan biziz. 

Aslında Allah’ın murat ettiği gibi birer Müslüman olmadığımız-olamadığımız için yaşandı bütün bunlar. Ve bütün bunları Bush, Obama, Trump ya da Biden tek başına yapmadı. ‘Bizle beraber yaptılar. Dogmalarımızla, hurafelerimizle, cehaletimizle, küfrümüzle, taptığımız sarıklı şalvarlı cübbeli takkeli ruhbanlarımızla, dini tekellerine sunduğumuz zümrelerimizle, gırtlağımıza kadar içine battığımız şirkimizle biz yaptık” şeklinde öz eleştiride bulundu.

“AKILLANDIK MI?”

“İhtiraslar, menfaatler, doğmalar, hurafeler, cehalet, İslam görüntülü ruhbanlar peşinde koştuğumuz için bunlar geldi başımıza” ibarelerini kullanan Ağar, “Perşembe’nin gelişi nasıl çarşambadan belli ise mahşerin gelişi de dünyadan bellidir diye düşünüyorum. Çünkü biz ki anlı şanlı 6 binlik yıllık devlet aklı, bin 400 yıllık İslam şuuru olduğunu iddia ettiği eden, ama sümüklü FETÖ’nün bile darbesini yemiş bir milletiz. Hadi yedik. Uslandık mı, akıllandık mı peki?” şeklinde düşüncelerini dile getirdi.

“Allah var, o zaman ümit hep var” diye konuşan Ağar, sözlerini şöyle tamamladı:

“Tarihin kırıldığı, sadece insanların değil, insanlığın da katledildiği, fitnenin, şeytanın ve şirkin İslam’ı ve Allah’ı kullandığı bu dönemde, her türlü asimetrik tehdidi, saldırıyı, FETÖ’yü, Daeş’i, dini ve dindarı istismar eden ruhbanı, YPG/PKK’yı yaşamış ve yaşayan bir ülke olarak ümit ederim yaşadığımız teolojik ve kavramsal tehditleri görür, soruna kavramsal ve teolojik çözümler bulabilir ve uygulayabiliriz. O zaman ümit, gelecek var oalacaktır.”

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.