Şecaat Arz Ederken Sirgatini Beyan Edenler

Kayyımlık dönemi 31 Mart 2019 tarihi itibarıyla sona erdi.

HDP’nin kazandığı belediyelerde ilk icraatlardan biri kayyım döneminde belediyeye alınan vatandaşların işten çıkartılması oldu.

Bazı il ve ilçelerde yüzleri bulan işten çıkarmalar yaşandı. Bunun olacağı zaten bilinen bir gerçekti.

Soru şu; Yaklaşan bu gerçeğe karşı dönemin kayyımları tarafından nasıl bir önlem alındı?

Bu konuda şahit olduğum iki hadiseyi aktarmış olayım. Kayyım olan iki mülki amir “Yaklaşıyor yaklaşmakta olan” klişe cümlesinden yola çıkarak seçimlerin kaybedilmesi halinde mağduriyet yaşanmaması için personeline karşı gerekli tedbiri almıştı.

Teknik detay ve bilgiye sahip olmamakla beraber bu iki mülki amirden birisi hala belediyeyi neredeyse kontrolünde tutmaya devam ediyor diyebiliriz. Peki, bunu nasıl yapıyor ve başarıyor?

Bu elbette hemen olan bir durum değildir, zamana yayılan ve ince ince işlenen planın sonucu olmalı. Bu durumu Mülki Amirimiz aynen şu cümlelerle özetlemişti;

“Buraya bizi atadıklarında, bizden beklenen görevler var. Ve bu görevleri yerine getirmemiz gerekiyor. Burada seçim kaybedildi diye geri çekilecek değiliz.”

Çok fazla cümleye ve detaya gerek olduğunu düşünmüyorum.

Diğer örneğim Van ilimizin bir ilçesinden. Kayyım olan Mülki Amirimiz seçim yaklaşmadan önce kendi döneminde belediyeye aldığı vatandaşlarımız ile yaptığı sözleşmede kritik bir madde koyarak “bulundukları konumdan aşağı bir görevlendirme olması durumunda günlük .. TL ek ödeme yapılması” minvalinde cümleler ile korumaya alır personelini.

Eğer kayyımlık döneminde alınan personelin haklarının korunması mümkün veya tedbirini alma imkânı varken bunu ihmal eden varsa o halde işten çıkartılan kişi (çarpı aile bireyi) kadar sorumluluk kayyımlık dönemini tamamlayan mülki amirin uhdesindedir değil mi?

*

Şecaat ve Sirgat Meselesi

Dün dikkatimizi çeken bir haberde kayyımlık süresinin sona ermesinin ardından göreve gelen eş başkan yönetimi belediye binasında makamda bulunan kurşungeçirmez camların kaldırılmasını büyük bir başarı gibi servis etmiş.

Evet, kurşungeçirmez camların bulundukları yerden çıkarılması en doğal olan harekettir.

Tıpkı kayyımın o camları oraya taktırmasının normalliği gibi. Kayyımlara yapılan saldırılar, hedef gösterilmeleri, araçlarına konulan bombalar ve geçtikleri yola döşenen EYP’leri göz önüne alırsak teröristlerin nereden nasıl saldıracakları ihtimaline karşılık o camların taktırılması bir tedbirdi.

Eş başkanların camları çıkartmaları normaldir, zira kendilerine karşı asla ve asla kahpe bir saldırı yapılmayacağını kimliklerinde yazan ad ve soyadlarından daha fazla eminler. Çünkü bilirler ki kahpe saldırı sadece kendi uzantılarından yapılır.

E durum böyle olunca kendi Şecaatlerini arz ederken sirgatlerini beyan etmişler. Kendilerine yakışan hareketi yaptıkları için normal karşılamak gerektiğini düşünüyorum.

Bunların sirgatlerine son bir örnek vererek tamamlayalım yazıyı. Belediye binalarına borç bildirisi asıyorlar.

Yadırgamamak lazım,

Adamlar haklı.

Neden mi haklılar?

Kayyım döneminde yapılan hizmetlerin üstüne bir taş koymaları  şöyle dursun, devam bile ettiremeyecekler.
Durum böyle olunca vatandaş sorduğunda “ siz neden hizmet etmiyorsunuz?” diye.

O zaman verecekleri tek bir cevap var;

Kayyımdan borç aldık ancak onları ödeyebiliyoruz. E durum böyle olunca bu cevap için binalara yalanlarını asmaları kadar normal bir davranış olamazdı.

Hizmet etmek, hizmeti devam ettirmek çap meseledir diyerek konuyu şimdilik bitirmiş olalım.

Çapın Ne Kadar Senin!




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir