Ana Sayfa » Güncel » 12 saatte 196 telefon görüşmesi yaptım

12 saatte 196 telefon görüşmesi yaptım

Başbakan Binali Yıldırım, darbe girişiminden bir yıl sonra, o gece yaşananları aralarında Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Fikret Bilâ’nın da bulunduğu yayın yönetmenlerine anlattı.

 
 
12 saatte 196 telefon görüşmesi yaptım

O gece İstanbul’da Dolmabahçe ofisinde görüşme ve çalışmalarımı tamamladım. Saat 21.30 dolayındaydı. Tuzla’ya gitmek üzere harekete geçtik. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nden geçtim. Kozyatağı gişelerine 100-200 metre mesafe vardı ki koruma müdürü, “Efendim, köprüyü kapatmışlar” dedi. Kim kapatmış, “Askerler”. Ne o, “Darbe oldu, sıkıyönetim ilan edildi. Herkes evine gitsin” diye uyarı yapmışlar. “Bu ne kepazelik, oyun mu oynuyorlar? Böyle şey olur mu? Dönün geriye” dedim. Arkadaşlar dedi ki, “Efendim biz bunu yapamayız, orada ne oluyor, ne bitiyor anlayalım. Çok büyük bir risk. Ondan sonra gerekirse gidelim. Neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz. İşi hafife almamız doğru olmaz” diye çok ısrar ettiler. Dönmedik, eve doğru devam ettik. Başbakanlık protokoldeki arkadaşların Beylerbeyi’nde aracını durdurmuşlar. Bir asker tarafından camları kırılmış, görevliler darp edilmiş. Tuzla’ya geldik. Eve gittim, önce İçişleri Bakanı’nı aradım. Sonra Genelkurmay Başkanı’nı aradım.

İçişleri Bakanı’nınkine ulaşılamıyor, Genelkurmay Başkanı’nınki çalıyor ama cevap vermiyor. Daha sonra Cumhurbaşkanımızı aradım, görüştüm. Daha sonra MİT Müsteşarı’nı aradım, onunla da görüştüm.

Sonra beni arayanlar oldu. Bu görüşmeler, takriben 21.50 ile 22.50 arasındaki bir saat içerisinde hepsi. MİT Müsteşarı ile zannediyorum 22.30-23.00 arasında, 22.40 da olabilir. Ankara Valisi’ni, Emniyet Genel Müdürü’nü, İstanbul Valisi’ni, İstanbul Emniyet Müdürü’nü aradım. Bütün bunları aradıktan sonra da Cumhurbaşkanımızla da o ara görüştüm. İşin FET֒cülerin işi olduğu konusunda bir kanaat oluştu bizde.

196 telefon görüşmesi 

MİT Müsteşarı bu bilgiyi vermiş miydi size, aradığınız zaman?

- Hayır. MİT Müsteşarı’ndan o bilgiyi alamadık.

O zamana kadar net bilgi değil, daha çok kanaat çerçevesinde herhalde...

- Tabii tabii, etraftan aldığımız bilgilerle bir karar oluşturmamız, bunun adını koymamız gerekiyordu. Cumhurbaşkanımızla görüştük, onun da o kanaatte olduğunu gördük. Bir şeye karar verdik. Dedik ki, ölmek var, dönmek yok. İşin sonu nereye giderse gitsin mücadele edeceğiz. Asla pes etmek, teslim olmak yok. Ondan sonra kendisiyle birkaç görüşme daha yaptık. Emniyetle ilgili ne planladıklarıyla ilgili. İşin adını koyduktan sonra 23.05’te bir açıklama yaptık. İlk açıklama o. Daha sonra bu ara partimizin teşkilat başkanı, milletvekilleriyle görüştüm, bakanlıktan bir kriz masası oluşturduk, müsteşara görev verdim, arkadaşlarımıza, danışmanlarımıza görev verdik. Milletvekillerini Meclis’e yönlendirdik. Bakanları Başbakanlık’a yönlendirdik. Bir faaliyet başladı. Yani gece boyunca biz ne yapmışız diye bakıyorum. Arkadaşlar çıkarmışlar, 12 saat içinde 196 telefon görüşmesi yapmışız. Yaklaşık 10 saat sürmüş. Bu görüşmeler daha ziyade olayların takibi ve ne yapılması gerektiğine yönelik gerekli talimatlar. 

Müsteşar ‘Yok’ dedi 

İlk görüşmelerde, ilk darbeye yönelik darbe bilgisi ya da kanaatini kimden aldınız?

- Esas kanaati kendim oluşturdum. Cumhurbaşkanımızla istişare ederek, beraber konuştuk, bunun FET֒cülerin asker içerisinde bir kalkışması olduğu kanaatine vardık. Bilgiler bize intikal etmedi. Ne bana ne de Cumhurbaşkanı’na... 

Müsteşar da o anda söylemedi. O anda darbeyle ilgili de bir şey söylemedi. Ben kendisine sordum, “Darbe oluyor, ne yapıyorsun?”, “Yok” dedi, “Bir şey yok, normal biz çalışıyoruz” dedi bana. Oradaki iş farklı bir şey. 

Kanaati oluşturacak parametreler neydi?

- O İstanbul ve Ankara’daki kollukla ilgili arkadaşlarla yaptığım görüşmeler, aldığım sınırlı bilgilerle bunları sentez ederek işin adını koydum. O anda doğru da olabilirdi, yanlış da. 

Ama kamuoyu bir şey bekliyordu bizden. Bu nedir? Bir panik var, insanlarda tedirginlik var. Biz dedik ki “Bu bir grubun kalkışmasıdır, silahlı kuvvetlerin emir komutasıyla yapılan bir iş değildir. Gereken yapılacaktır, bunlar hesabını, cezasını en ağır şekilde verecekler. Milletimiz rahat etsin, hiç merak etmesinler, bu işi halledeceğiz”. Ondan sonra Cumhurbaşkanımızla milletin de meydanlara inmesi yönünde bir karara vardık. Onun duyurusunu kendisi yaptı, böyle konuştuk. Birlikte karar verdik gayet tabii.

Bir yandan bizim hükümet olarak eldeki imkânlarla yapmamız gereken işlemler var, bu kalkışma, darbe girişimini başarısız kılmak, bastırmak için. Bir yandan da toplumu hem bilgilendirmek hem de toplumun desteğini alma ihtiyacı var. Hatta o ara beni Bahçeli aradı. İki aramış ulaşamamış. Kılıçdaroğlu, Doğu Perinçek aramış, ulaşamamış. Bahçeli, “Biz sizin yanınızdayız, sonuna kadar destekliyoruz” dedi. Ben “Parti taraftarlarınızı da artık meydanlara çağırıyorum. Bu artık parti meselesi olmaktan çıkmıştır. Bu artık memleket, bağımsızlık meselesi haline gelmiştir” dedim. Doğrusu çok olgunlukla karşıladı.

Kılıçdaroğlu da aynı şeyi söyledi. “Yanınızdayız, demokrasiden yanayız” dedi. Teşekkür ettim, ona da dedim, “Meydanlara inelim”. Bana verdiği cevap tabii ilginç.  Dedi ki “Tamam insanları çağıralım da onların güvenliğini kim sağlayacak?” Dedim ki “Sayın Genel Başkan, bu güvenlik meselesi mi? Memleketin güvenliği, milletin geleceğini konuşuyoruz. Burada var olma, yok olma meselesiyle karşı karşıyayız. Millet kendi güvenliğini sağlar” cevabı verdim.

Meğer o adamlar işin başındaymış

O sırada Kılıçdaroğlu’nun nerede olduğu bilgisi var mı?

- Sanıyorum İstanbul’a gelmiş. Aradığımda herhalde havadaydı. Zannediyorum İstanbul’a inmişti. Nerede olduğunu sormadım. İstanbul’da olduğunu daha sonra öğrendim. Nasıl öğrendim?

Bizim Hayati Yazıcı ile beraber gelmişler, indikten sonra benim telefonuma cevap verebildi. Konuştuğumuzda İstanbul’daydı. 

İkna olmadı mı Kemal Bey?

- Ondan sonra bir yorum yapmadı. Ama aramızda böyle bir konuşma geçti. Bir yorum yapmadı ama tabii ben o yorumu o zaman da yadırgadım, cevabını da verdim. Tamam neticede her şey normal şartlarda bir yürüyüş olur, miting olur, şu olur bu olur, bu tip meseleler hassasiyet kazanabilir.

Ama biz bir darbeye karşı toplumsal refleks oluşturuyoruz, karşı duruş oluşturuyoruz. Orada artık bunun hesabı olmaz.  

Talimatlarınızı dinlemeyen oldu mu?

- Var tabii, çok oldu. Meğer konuştuğumuz adamlar işin başındakilermiş. Orada ilginç olan çok ayak dirediler. Uçaklar alçak uçuş yapıyor, Meclis’i bombaladılar, Külliye’ye ateş açtılar, bomba indirdiler. Özel Kuvvetler’e, İstanbul’a tarama yaptılar falan. Bunlarla ilgili epey bir mücadele ettik. Bunların, bu uçakların çekilmesi, bombalamaların, saldırıların durdurulması için orada vurun dedik, yazılı emir istediler. Biz de dedik ki “Bu söylediklerim hep yazılı emir ya bunu yaparsanız ya da ben sabah size gösteririm. Bu iş bitecek ve bunun hesabını siz vereceksiniz”.

“Balıkesir’de uçağımız yok, Diyarbakır’da yok, Bandırma’da yok, Dalaman’da yok.” “Nerede var?” “Erzurum’da.” “Peki Erzurum’dan gelsin.” “1.5 saat sürer”, “Tamam olsun”, “Efendim uçaklar yüklü değil”. Yüklüden kasıt da bomba. “Peki yükleyin, ne kadar sürer? Olsun” dedim, “2 saat sürsün”. Sonra 3 uçak geldi. İşin seyrini değiştiren o uçaklardı. Ankara’daki saldırıları, bombaları baskıladı, helikopterleri uzaklaştırdı.

Onlara “Vurun” dedim. Bu sefer “Meskûn mahal, şu olur bu olur” dediler. “Vurun, vurmayacaksanız, risk görüyorsanız baskılayın çıkarın. Şehir dışına çıkarın. Çıkaramazsanız da vurun.” O baskılama işini yaptı o uçaklar. Olayın Akıncılar’dan yönetildiğini fark ettik. Ve Akıncılar’ın bombalanması zaten gündüze kaldı. Cumhurbaşkanımız da gelmişti. İstanbul’da kriz merkezindeydi. Müdahaleleriyle o ara Genelkurmay Başkanvekili atamıştık. Yaklaşık, 06.00-06.30 civarı. Bundan sonra Genelkurmay Başkanvekili Ümit Dündar’la beraber çalıştılar ve orada o emir de verildi. Pistin etrafı bombalandı. Bundan sonra işin sevk ve idaresi bitti. Hulusi Akar, zannediyorum 09.00 civarında geldi. Tabii o demek ki biz Genelkurmay Başkanvekilliği’ne atama yaptıktan sonra bizim başdanışman Murat Bey’i aramış. Bilinmeyen bir numara, açtılar. Bana haber verdi, Genelkurmay Başkanı’nın benimle görüşmek isteğini. Ben gece boyunca çok uğraştım, görüşemedim onunla. Görüştüm. “Beni bıraktılar, ne yapayım” dedi. “Başbakanlık’a, Çankaya’ya aldıralım” dedim.

Hiç acaba dediniz mi?

- Hiç. Zerre kadar umutsuzluğum olmadı. İlk anda da. O kadar rahat işin adını koyduk. Hatta FET֒cü olduğunu da koyduk da  baştan söylemedim. Bilerek söylemedim. Bir grup diye söyledim ki sanki bunlar biliyordu gibi laflar olmasın diye. Daha sonraki açıklamalarımızda isimle telaffuz ettik. 

Bunlar 30 Ağustos’ta tasfiye edileceklerini biliyor muydu? Onu bildikleri için mi öne çektiler?

- Ağustos 2016’da YAŞ’ın çok çetin geçeceğini herkes biliyordu. Ondan önce de HSYK ile ilgili yasa değişikliği oldu. Tam bir hafta önce bütün Danıştay’ın, Yargıtay’ın hâkim ve savcı sayısı yarıya kadar indirildi. Orada da ses soluk çıkmadı. En büyük tasfiye oydu. 30 Ağustos’a gelmedi daha, bugünleri, şûra hazırlıklarını konuşuyorduk.  Oraya kadar gidemedik. 15 Temmuz’da darbe girişimiyle karşılaştık. YAŞ için ciddi çalışma vardı. İçeride bunu gördüler, onun için erkene almış olabilirler ama onlar bilgiye dayanmıyor. Zannediyorum biz o gün MGK yapacaktık. 12’sinde MGK Genel Sekreteri bana gündemi getirdiğinde iç güvenlik, dış güvenlik, terörle mücadele vs. sunumlar dedim ki “FET֒yle ilgili bugüne kadar ne yapılmış, ne mücadele yapılmış ve yapılması planlanan mücadele nedir bununla ilgili de Silahlı Kuvvetler sunum yapsın” diye madde ilave ettim. Tabii bu nasip olmadı. O 15’inde bu meseleyi kapsamlı ele alacaktık bu MGK’da. Bana da onu darbeden sonra MGK Genel Sekreteri hatırlattı. “Bakın, böyle madde ilave ettirmiştiniz, ben de bunu ilgili kurumlara ilettim fakat yapılamadı” diye.

İlgili Haberler
left
right
 
 
18 Temmuz 2017 Salı 02:43
 
 
(0 Yorum Yapıldı)Yorumlar
<p>Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.</p>
 
Bu Kategorideki Diğer Haberler
 
'Cumhurbaşkanı Erdoğan Kato Dağı’ndaki Askerlere Seslendi''Türkiye ve İran savunma sanayisinde iş birliği yapabilir.'Erzincan'da müftülüğe silahlı saldırı: 5 ölü
Türkiye'de Seyahat Edenler Arttı
Cumhurbaşkanlığı'ndan açıklamaBakan Albayrak: 'Piyasaları rahatlatacak aksiyon planları hazır' İstanbul'un Sınırları Yeniden ÇizilecekKuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde PatlamaBaşkan Erdoğan: Atanmış olan da görevden alınabilirAsker eğlencesine 'Kaymakam' izni'Kabinede şaşırtıcı isimler olabilir'
YSK kesin seçim sonuçlarını açıkladı
 
 
Son 24 Saat
Haberler RSS Beslemesi
 
Yazarlar
Yazarlar RSS Beslemesi
 
 
Gazete Manşetleri
 
 
 
Namaz Vakitleri
 
  • İmsak04:20
  • Güneş06:12
  • Öğlen13:18
  • İkindi17:05
  • Akşam20:03
  • Yatsı21:40
 
Anket
Özlük hakları düzenlemesi
bu yıl içinde yapılır
bir iki yıl içinde belki
kesinlikle yapılmaz
 
Arşiv
 
Tarihte Bugün
1680 - Pueblo kızılderilileri İspanyollarca işgal edilmiş Santa Fe'yi (New Mexico) ele geçirdiler.
1878 - Amerikan Barolar Birliği (ABA) kuruldu.
1888 - William Seward Burroughs, ABD'de ilk başarılı toplama çıkarma makinesinin patentini aldı.
1911 - Mona Lisa tablosu, Louvre Müzesi'nin bir çalışanı tarafından çalındı.
1915 - İkinci Anafartalar Savaşı başladı.
1940 - Sovyet Devrimi liderlerinden Leon Troçki Meksika'da öldürüldü.
1957 - Semiorka adıyla bilinen, günümüzde halen kullanılan Sovyet füzesi R7'nin ilk başarılı uçuşu.
1959 - ABD başkanı Dwight Eisenhower, Hawaii'yi ABD'nin ellinci eyaleti olarak ilan etti.
1968 - Sovyet askerleri Çekoslovakya'yı işgal etti. Romanya devlet başkanı Nicolae Ceauşescu, halkını benzer bir işgale karşı silahlanmaya çağırdı.
1969 - Michael Dennis Rohan adlı bir Avustralyalı, Mescid-i Aksa'yı ateşe verdi.
1983 - Filipinler'de muhalefet lideri Benigno Aquino Jr., Manila uluslararası havalimanında suikast sonucu öldürüldü.
1986 - Kamerun'da Nyos volkanik gölünden çıkan zehirli gazlar yüzünden 1746 kişi öldü.
1990 - Gagavuzlar, Özerk Gagavuz Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'ni, güneyde Gagavuzların en yoğun yaşadığı Komrat yöresinde ilan ettiler. Bu karar, Moldova Yüksek Sovyeti tarafından iptal edildi.
1991 - Letonya, Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığını ilan etti.
2001 - NATO, Makedonya'ya asker göndermeye karar verdi.
2001 - Kızıl Haç, Tacikistan'daki açlık tehlikesine dikkat çekti.
2008 - Pakistan'ın başkenti İslamabad'ın 20 mil batısındaki bir silah fabrikasının önünde iki Taliban intihar bombacısı kendilerini havaya uçurdu; 59 kişi öldü, 70 kişi yaralandı.
 
On Numara
20.08.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu05081011202729303233343542495051636465667779
 
Süper Loto
16.08.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu091112354952
 
Şans Topu
15.08.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu032324263102
 
Lig Puan Durumu
 
Takımlar
O
G
B
M
P
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
 
Şampiyonlar Ligi
 
UEFA Avrupa Ligi
 
Alt Lig
 
Sayısal Loto
18.08.2018 Tarihli Çekiliş Sonucu041219303347
 
 
Kurumsal

İçerik

Taşra

Merkez

Başkent